Vergi
Bağımsız Denetime Tabi Olmayan Çokuluslu Şirketler İçin Pillar 2 ve TFRS Dönüşüm Gerekliliği
Küresel vergi düzenlemelerindeki köklü değişimler, çok uluslu şirketlerin yerel iştiraklerini yeni bir uyum sürecine zorluyor. OECD'nin Pillar 2 düzenlemesi ve Türkiye'deki Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi uygulaması, bağımsız denetime tabi olmayan şirketlerin bile uluslararası standartlara uyum sağlamasını zorunlu kılıyor.
• 750 milyon Avro konsolide hasılat eşiğini aşan çok uluslu gruplar kapsam dahilindedir.
• Küresel asgari vergi oranı en az %15 olarak belirlenmiştir.
• GİB Dijital Vergi Dairesi üzerinden 'Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Bildirim Formu' ve 'Beyannamesi' modülleri kullanıma açılmıştır.
• Vergi ödemesi çıkmasa dahi hesap dönemini takip eden sürelerde beyan yapma zorunluluğu bulunmaktadır.
• VUK istisnaları ile TFRS tabanlı GloBE kârı arasındaki farklar 'Tamamlayıcı Vergi' (Top-up Tax) yükümlülüğü doğurabilir.
Bağımsız denetim kapsamı dışında kalan şirketler dahi, grup hasılatı eşiği aşılıyorsa TFRS verilerini hazırlamalı ve asgari vergi yükümlülükleri için proaktif hazırlık yapmalıdır.
Mevzuat
Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltme Süresinin Uzatılmasına İlişkin Tebliğ
Türk Ticaret Kanunu kapsamında sermaye tutarları yasal sınırın altında kalan şirketler için tanınan yükseltme süresi uzatıldı. Bu düzenleme, anonim ve limited şirketlerin finansal yapılarını yeni asgari tutarlara uyumlu hale getirmeleri için ek zaman tanıyor.
• Sermayesi yasal sınırların altında kalan anonim ve limited şirketler için süre uzatıldı.
• Yeni asgari tutarlara yükseltme için son tarih 31/12/2027 olarak belirlendi.
• Düzenleme, kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş halka açık olmayan anonim şirketleri de kapsamaktadır.
• Dayanak: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 210. ve geçici 15. maddeleri.
Şirketlerin sermaye artırımı planlamalarını 2027 yılının sonuna kadar yapabilecekleri göz önüne alınarak, nakit akış yönetimi ve sermaye artırım süreçleri bu yeni takvime göre revize edilmelidir.
Vergi
Yurt Dışından Gelen Konferans Katılımcılarının Ulaşım ve Konaklama Giderlerinin Vergisel Durumu
Organizasyon şirketlerinin konferans ve kongre süreçlerinde katılımcılar adına üstlendiği ulaşım ve konaklama giderlerinin vergisel durumu netleşti. Yapılan harcamaların gider yazılabilmesi için belirli belge düzenine ve yansıtma usullerine uyulması kritik önem taşıyor.
• Katılımcılar adına düzenlenen otel ve uçak bileti gibi belgelerdeki KDV tutarları indirim konusu yapılamaz.
• Harcamaların asıl muhataba aktarılması için yansıtma faturası düzenlenmeli ve üzerine 'masraf aktarımı' şerhi düşülmelidir.
• Vergi mükellefi olmayan katılımcılara yapılan ödemelerde şirket tarafından gider pusulası düzenlenmesi zorunludur.
• Serbest meslek erbabı statüsündeki katılımcılara yapılan ödemelerde yüzde 20 oranında gelir vergisi stopajı uygulanmalıdır.
• Yurt dışı ikametli katılımcılar için ilgili ülkenin mevzuatına uygun belge düzeni sağlanmalıdır.
• Banka veya ödeme kuruluşları aracılığıyla yapılan ödemelerde banka belgeleri gider pusulası yerine geçebilmektedir.
Organizasyon firmaları, katılımcı adına kesilen faturalardaki KDV'yi indirim konusu yapmamalı; giderleri ise yansıtma faturası ve doğru belge türleriyle (gider pusulası, makbuz vb.) kayıt altına almalıdır.
Vergi
Sigorta Kapsamındaki Yurtdışı Alacakların Tahsil Edilememesi Durumunda Vergisel Durum
Uluslararası ticaret yapan firmaların sigorta kapsamında olan ancak tahsil edilemeyen yurt dışı alacaklarının vergisel durumu, şüpheli ve değersiz alacak ayrımı açısından kritik önem taşımaktadır. Alacağın sigorta şirketine temlik edilmesiyle birlikte mülkiyetin değişmesi, muhasebe kayıtlarında yapılacak hatalı işlemlerin vergi incelemelerinde risk oluşturmasına neden olmaktadır.
• Sigorta şirketine temlik edilen alacaklar için artık firma adına şüpheli alacak karşılığı ayrılamaz.
• Sigorta kapsamında ödenmeyen tutarların gider yazılabilmesi için 'değersiz alacak' kriterlerini karşılaması ve objektif belgelerle ispatlanması gerekir.
• Değersiz alacak sayılabilmesi için iflas, gaiplik veya icra dosyasının kapanması gibi kesinleşmiş belgeler şarttır.
• 2025 yılı için 20 bin lirayı aşmayan küçük alacaklar şüpheli alacak kapsamında değerlendirilebilir.
• Değersiz hale gelen alacaklar, tahsil imkansızlığının kesinleştiği yılın hesaplarına zarar olarak kaydedilmelidir.
• Daha sonra tahsil edilen değersiz alacaklar, tahsilatın yapıldığı yılın kar veya zarar hesabına gelir olarak kaydedilir.
İhracatçı firmalar, sigorta temliknamesi sonrası alacak haklarının devredildiğini unutmamalı; sigorta tarafından karşılanmayan kısımlar için ise şüpheli alacak yerine ancak değersiz alacak şartları oluşmuşsa gider kaydı yapmalıdır.
Mevzuat
Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Makine ve Teçhizat Alımlarında Nakliye ve Montaj Giderlerinin Muhasebeleştirilmesi
Yatırım teşvik belgesi kapsamında alınan makine ve teçhizatların maliyet bedelinin nasıl hesaplanacağı ve faturalandırılacağı konusu netleşti. Vergi Usul Kanunu ve ilgili özelgeler ışığında, iktisap sürecindeki yan giderlerin muhasebeleştirilmesinde kritik kurallar bulunmaktadır.
• VUK Madde 262 uyarınca maliyet bedeli; iktisap veya değer artışı için yapılan tüm ödemeleri kapsar.
• Nakliye, montaj, gümrükleme ve devreye alma giderleri doğrudan maliyetin bir unsuru olarak kabul edilir.
• Makine bedeli ile nakliye ve montaj giderleri faturada ayrı satırlarda gösterilemez; tek bir bedel üzerinden faturalandırılmalıdır.
• Yan giderlerin makine bedelinden ayrıştırılarak doğrudan gider yazılması mevzuata aykırıdır.
• Fatura düzenleme süresi, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gündür (VUK Madde 231).
İşletmeler, yatırım teşvik kapsamındaki alımlarda nakliye ve montaj gibi giderleri ayrı birer hizmet faturası olarak değil, makine maliyetine dahil ederek tek kalem üzerinden faturalandırmalıdır.
Vergi
Yurt Dışında İflas Eden Müşteriden Olan Alacak Gider Yazılabilir Mi?
Uluslararası ticaret yapan firmaların yurt dışındaki müşterilerinin iflas etmesi durumunda, bu alacakların vergi matrahından nasıl düşüleceği ve KDV indiriminin nasıl yapılacağı kritik bir konudur. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın özelgesi, değersiz ve şüpheli alacak ayrımını ve gerekli ispat yöntemlerini netleştirmiştir.
• Değersiz alacak için VUK 322 uyarınca mahkeme kararı veya kanaat verici bir belge ile tahsil imkansızlığı ispatlanmalıdır.
• Yurt dışı mahkeme kararlarının Türkiye'de geçerli olması için 5718 sayılı MÖHUK kapsamında tanıma veya tenfiz işlemi yapılmalıdır.
• Şüpheli alacak kapsamında, 2025 yılı için 20.000 TL'yi aşmayan teminatsız alacaklar protesto veya yazılı isteme rağmen ödenmezse karşılık ayrılabilir.
• İflas masasına süresinde kayıt yapılması, alacağın VUK 323 kapsamında şüpheli alacak olarak değerlendirilmesi için yeterli bir dayanaktır.
• Değersiz hale gelen alacaklara ait KDV, zarar yazıldığı dönemde 1 No.lu KDV Beyannamesi'nin ilgili satırında indirim konusu yapılabilir.
• Alacaklar, değersiz veya şüpheli vasfını kazandığı yıl muhasebeleştirilmeli, sonraki yıllara ertelenmemelidir.
Yurt dışı alacaklarda doğrudan gider yazmak yerine, ilgili ülkedeki iflas kararlarını temin etmeli ve gerekirse Türkiye'de tanıma/tenfiz süreçlerini tamamlayarak belgeli hareket edilmelidir.
Vergi
Yurt dışındaki müşteriden tahsil edilemeyen alacak şüpheli veya değersiz alacak olarak yazılabilir mi?
Yurt dışındaki müşterilerden olan alacakların tahsil edilememesi durumunda, bu alacakların vergisel açıdan 'şüpheli' veya 'değersiz' alacak olarak nasıl sınıflandırılacağı ve hangi şartlarda gider yazılabileceği netleşti. Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın özelgesi, özellikle yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de geçerlilik kazanması için gereken süreçleri açıklıyor.
• Değersiz alacak için VUK 322. madde uyarınca kazai bir hüküm veya kanaat verici belge şarttır.
• Yurt dışındaki iflas kararlarının Türkiye'de geçerli olması için asliye mahkemelerinde tenfiz davası açılması zorunludur.
• Şüpheli alacak ayrılabilmesi için alacağın icra safhasına intikal etmesi veya iflas masasına kayıt yapılması gerekir.
• Teminatlı alacaklarda sadece teminat tutarını aşan kısım için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir.
• Değersiz hale gelen alacaklar, tahsil imkansızlığının kesinleştiği yıl mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilir.
• Sonradan tahsil edilen şüpheli alacaklar, tahsilatın yapıldığı dönemde gelir olarak kaydedilmelidir.
İşletmeler, yurt dışı alacaklarını doğrudan gider yazmak yerine, önce icra/dava süreciyle şüpheli alacak olarak takip etmeli; kesin imkansızlık durumunda ise tenfiz kararı gibi belgelerle değersiz alacak statüsüne geçirmelidir.
Vergi
Site Yönetiminden Kiralanan İşyeri İçin “Şerefiye (Hava Parası)” Ödemesi Stopaja Tabi Midir
Site veya apartman yönetimlerinden kiralanan işyerleri için talep edilen 'şerefiye' veya 'hava parası' ödemelerinin vergi karşısındaki durumu netleşti. Yapılan incelemeler, bu ödemelerin bir işletme devri değil, kira bedelinin bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
• Şerefiye ödemeleri, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca kira ödemesi kapsamında değerlendirilir.
• Brüt iş yeri kira ödemelerinde uygulanan %20 oranındaki stopaj (tevkifat), şerefiye bedeli için de geçerlidir.
• Şerefiye bedeli amortisman yoluyla değil, doğrudan dönem gideri olarak kaydedilebilir.
• Apartman yönetimi vergi mükellefi ise ödeme için en geç 7 gün içinde fatura düzenlenmelidir.
• Apartman yönetimi vergi mükellefi değilse, kiracı şirket tarafından gider pusulası düzenlenmelidir.
• Ödemenin banka veya PTT aracılığıyla yapılması durumunda, dekont VUK 234 uyarınca gider pusulası yerine geçebilir.
Mali müşavirler ve işverenler, şerefiye ödemelerini kira sözleşmesine dahil etmeli ve bu tutar üzerinden %20 stopaj hesaplayarak gider pusulası veya fatura ile belgelendirmelidir.
Vergi
Yurt dışına ihraç edilen malın kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi halinde vergi uygulaması nasıl olacak?
Uluslararası ticarette ihracat aşamasında meydana gelen kazalar, malların alıcıya teslim edilmeden hurdaya dönmesi durumunda ciddi vergi riskleri barındırmaktadır. Bu durum hem KDV istisnası hem de malın değerlemesi açısından özel bir hukuki süreç gerektirmektedir.
• DAP teslim şekliyle gönderilen mallar alıcıya ulaşmadan kaza geçirirse ihracat gerçekleşmiş sayılmaz.
• İhracat gerçekleşmediği için KDV istisnası uygulanamaz ve zayi olan mallar için KDV iadesi talep edilemez.
• Kaza sonucu hurdaya dönen malların değeri, VUK 278. madde uyarınca emsal bedel üzerinden değerlenmelidir.
• Değer tespiti yapılamayan durumlarda Takdir Komisyonu kararı esas alınarak gider yazılması sağlanabilir.
• Yurt dışında yetkili makamlarca düzenlenen kaza veya imha raporları, Türk konsolosluk onayı aranmaksızın VUK kapsamında yeterli kabul edilir.
• Zayi olan mallara ilişkin yüklenilen KDV, KDV Kanunu 30/c maddesi gereğince indirim konusu yapılamaz.
İhracat sırasında kaza yaşayan işletmeler, malları geri getirmeseler dahi yurt dışı kaza raporlarını saklamalı ve değer tespiti için mutlaka Takdir Komisyonu sürecini işletmelidir.
Vergi
Binek ÖTV–KDV’nin Gider Yazma Sınırının Üzerindeki Kısmı Maliyete Eklenebilir Mi?
İşletmelerin binek otomobil alımlarında ÖTV ve KDV tutarlarını doğrudan gider mi yazacağı yoksa maliyete mi ekleyeceği konusu, vergi planlaması açısından kritik bir ayrım sunmaktadır. İlgili özelge, seçilen yönteme göre gider yazılamayan tutarların maliyete eklenip eklenemeyeceğini ve amortisman sınırlarını netleştirmektedir.
• Gider yöntemi seçilirse 2025 yılı için ÖTV ve KDV gider yazma üst sınırı 990.000 TL'dir.
• Gider yönteminde 990.000 TL'yi aşan ÖTV ve KDV tutarları maliyete eklenemez ve doğrudan KKEG (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider) olarak kaydedilir.
• Maliyet yöntemi seçilirse ÖTV ve KDV tutarları aracın maliyetine dahil edilebilir.
• Maliyet yöntemi seçildiğinde amortisman indirimi, 2025 yılı için belirlenen 2.100.000 TL'lik amortismana esas bedel tavanı ile sınırlıdır.
• Yöntem seçimi iktisap (satın alma) döneminde yapılmalı ve dönemsellik ilkesine uyulmalıdır.
İşletmeler, binek araç alımlarında ÖTV ve KDV'yi gider yazarken limit aşımında tutarın KKEG olacağını, maliyete eklerken ise amortisman tavanına takılacağını bilerek maliyet analizi yapmalıdır.
Vergi
İndirilemeyen KDV Uygulamasında Kontrol Sürecine Farklı Bir Bakış
7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ithalat işlemlerinde bazı unsurlar nedeniyle indirilemeyen KDV'lerin kontrolüne yönelik yeni bir süreç işletilmektedir. Bu düzenleme, hem KDV indirim kısıtlamalarını hem de sonradan gerçekleşen gümrük iadelerinin muhasebe kayıtlarına etkisini kapsamaktadır.
• 7846 sayılı Karar kapsamında ithalat matrahına dahil edilen vergi, resim ve harçlar nedeniyle doğan KDV'nin indirimi mümkün değildir.
• 2026 yılının ilk altı aylık döneminde, bildirim ile Özel Amaçlı YMM Raporu ayrımı için kullanılan ithalat bedeli sınırı 2.600.000 TL olarak belirlenmiştir.
• İthalat bedeli 2.600.000 TL sınırını aşmayan işlemler için vergi dairesine bildirim yapılırken, aşan işlemler için Özel Amaçlı YMM Raporu gerekmektedir.
• İndirilemeyen KDV'ler maliyet veya gider olarak kaydedilebilmekte, ancak Gümrük Müdürlüğü tarafından sonradan yapılan iadelerin kayıtların düzeltilmesi için takip edilmesi gerekmektedir.
• Gümrük Müdürlüğü'nün yaptığı iadeler hakkında vergi dairesine bilgi gönderilmesi, mükelleflerin kayıt kontrolünü kritik hale getirmektedir.
Mükellefler, indirilemeyen KDV'yi gider veya maliyet yazdıklarında, ileride oluşabilecek gümrük iadelerini takip ederek muhasebe kayıtlarını ve vergi matrahını güncel tutmalıdır.
Mevzuat
102 Bankalar Hesabının Muhasebeleştirilmesi, Denetimi ve Banka Mutabakatı
Bu makale, Tek Düzen Hesap Planı'nda yer alan 102 Bankalar hesabının işleyişi, muhasebeleştirilmesi ve denetim süreçlerini teknik ve pratik bir yaklaşımla ele almaktadır. İşletmelerin nakit varlıklarının korunması ve finansal raporların doğruluğu açısından banka mutabakatının kritik önemine vurgu yapılmaktadır.
• 102 Bankalar hesabı aktif karakterli bir hesaptır; para girişlerinde borçlandırılır, para çıkışlarında alacaklandırılır.
• Banka mutabakatı; muhasebe kayıtlarındaki 102 bakiyesi ile banka ekstresindeki bakiyenin karşılaştırılması işlemidir.
• Temel banka işlemleri; Havale, EFT, Virman, Banka Masrafı, Faiz Geliri ve Banka Ekstresi olarak tanımlanmıştır.
• İç kontrol amacı; tahsilat ve ödemelerin doğru, eksiksiz, belgeli ve yetkili kişilerce yapılmasını sağlamaktır.
• Denetim kapsamında; müşteri tahsilatları, satıcı ödemeleri, vergi, personel maaşları, kredi ve faiz işlemlerinin kayıt uyumu kontrol edilmelidir.
Mali müşavirler ve muhasebe departmanları, dönem sonlarında banka ekstreleri ile mizan bakiyelerini mutlaka karşılaştırmalı ve mutabakat sağlamalıdır.
Vergi
Ortak Çıktı, Şirket Payını Geri Aldı... Peki Sonra?
Şirketlerin ortaklarından pay geri alması işlemi, sadece bir hisse devri değil, beraberinde ciddi vergi yükümlülükleri getiren bir süreçtir. Bu işlemde vergilendirme anlık değil, geri alınan payın gelecekteki akıbetine göre şekillenmektedir.
• Pay geri alımında iktisap bedeli ile itibari değer arasındaki fark için hemen %15 stopaj yapılmaz.
• Paylar sermaye azaltımı yoluyla itfa edilirse, iktisap bedeli ile itibari değer farkı üzerinden %15 stopaj uygulanır.
• Geri alınan payların alış bedelinin altında bir fiyata satılması durumunda, aradaki fark üzerinden %15 stopaj hesaplanır.
• Paylar alış bedelinin üzerinde bir bedelle satılırsa, bu fark üzerinden kâr payı stopajı yapılmaz ancak kurumlar vergisi hükümleri uygulanır.
• Paylar iki yıl içinde itfa edilmez veya satılmazsa, iki yılın sonunda iktisap bedeli ile itibari değer farkı üzerinden %15 stopaj doğar.
Şirket pay geri alımı yapmadan önce, payın sermaye azaltımıyla mı yoksa satışla mı tasfiye edileceğine dair vergi projeksiyonu yapılmalı ve stopaj yükü hesaplanmalıdır.
SGK
Anahtar teslim suretiyle verilen işlerde SGK işlemleri
Anahtar teslimi inşaat veya tadilat işlerinde yüklenici ile yapı sahibi arasındaki hukuki statü ve SGK yükümlülükleri hakkında kritik bilgiler paylaşılmaktadır. Bu tür işlerde yüklenicinin asıl işveren, yapı sahibinin ise herhangi bir SGK borcundan sorumlu tutulamayacağı ancak yapı kullanma izni aşamasında risklerle karşılaşabileceği vurgulanmaktadır.
• Anahtar teslimi işlerde yüklenici 'asıl işveren', yapı sahibi ise asıl işveren-alt işveren ilişkisi kapsamında değerlendirilmez.
• Yüklenici, inşaat ruhsatı ile birlikte SGK nezdinde 4 ile başlayan sicil numaralı geçici bir işyeri dosyası tescil ettirmelidir.
• Yüklenicinin SGK prim ve idari para cezalarından yapı sahibi sorumlu değildir; ancak yüklenicinin hak edişlerine haciz bildirisi gelirse yapı sahibi kesinti yapmak zorundadır.
• İş kazaları, kıdem/ihbar tazminatı ve yıllık izin yükümlülüklerinden yapı sahibinin sorumluluğu bulunmamaktadır.
• Yüklenici borçlarını ödemez ve SGK'dan 'ilişkisizlik belgesi' alamazsa, yapı sahibi yapı kullanma izin belgesi (iskan) alamayacaktır.
• Yüklenici, işi üçüncü bir kişiye devrederse bu kişi geçici dosya altında 'alt işveren' olarak kaydedilir.
Yapı sahipleri, iskan aşamasında sorun yaşamamak için yüklenicinin SGK borçlarını ve asgari işçilik bildirimlerini düzenli olarak takip etmeli ve gerekirse hak edişlerden kesinti yaparak borçları kapatmalıdır.
SGK
Kısmi süreli çalışanların SGK gün sayısı nasıl hesaplanır?
Kısmi süreli çalışan personelin SGK prim gün sayısının hesaplanmasında en sık yapılan hata, işçinin işe geldiği gün sayısı ile prim gün sayısının aynı kabul edilmesidir. Oysa mevzuat, prim gün sayısının toplam çalışma saati üzerinden teknik bir formülle hesaplanmasını zorunlu kılmaktadır.
• Kısmi süreli çalışma eşiği: Haftalık çalışma süresinin tam süreli emsal işçinin üçte ikisinden az olması (Örn: 45 saatlik çalışma için 30 saat altı).
• Genel hesaplama yöntemi: Ay içindeki toplam çalışma saatinin 7,5 saate bölünmesiyle prim günü bulunur.
• Artan süre kuralı: Bölme işlemi sonucunda kalan süre 7,5 saatten az olsa dahi bir tam güne tamamlanır.
• Deniz ve Basın İş Kanunu farkı: Bu kanunlara tabi çalışanlarda toplam süre 8 saate bölünerek hesaplama yapılır.
• Puantaj usulü ayrımı: Kısmi süreli sözleşme yoksa, çalışılan her gün (1 saat bile olsa) doğrudan 1 prim günü sayılır.
• Çağrı üzerine çalışma: Süre belirlenmemişse haftalık 20 saat çalışma kararlaştırılmış sayılır; fiili çalışma süresi esas alınır.
İşverenler, kısmi süreli çalışanlar için puantaj yerine mutlaka yazılı iş sözleşmesi düzenlemeli ve prim günlerini toplam saat üzerinden 7,5'a bölerek hesaplamalıdır.
KDV
Metal, Plastik, Lastik, Kauçuk, Kâğıt, Cam Hurda ve Atıkları ile Konfeksiyon Kırpıntılarından Elde Edilen Hammadde Tesliminde KDV Tevkifatı
Metal, plastik, kağıt ve cam gibi hurda/atıkların işlenmesiyle elde edilen hammaddelerin tesliminde uygulanacak KDV tevkifatı oranları ve kapsamı netleşti. Bu düzenleme, hurda niteliğini kaybedip hammaddeye dönüşen ürünlerin vergilendirilme usulünü belirlemesi açısından kritik önem taşıyor.
• Kapsamdaki ürünler: Metal, plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda/atıkları ve konfeksiyon kırpıntıları.
• Tevkifat oranı: Belirtilen ürünlerin ilgili alıcılara tesliminde 9/10 oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
• KDV oranı: Söz konusu teslimler 3065 sayılı Kanun'un 17/4-g maddesi kapsamında olmayıp, genel oran olan %20 KDV'ye tabidir.
• Ürün niteliği: İşlenmiş, hurda niteliğini kaybederek hammadde (kırık, çapak, toz, granül vb.) haline gelmiş mamuller tevkifat kapsamındadır.
İşletmeler, hurda atıklardan ürettikleri granül, toz veya çapak gibi hammadde nitelikli ürünlerin satışında %20 KDV hesaplamalı ve 9/10 oranında tevkifat uygulamalıdır.
Mevzuat
4/a SGK’lı Çalışan SMMM Mesleki Şirket Kurabilir mi? e-Beyanname Şifresi ve Yetki Süreci
4/a statüsünde bir şirkette çalışan mali müşavirlerin kendi mesleki şirketlerini kurma süreçleri ve bu süreçteki yasal kısıtlamalar ele alınmaktadır. 3568 sayılı Kanun uyarınca hizmet akdiyle çalışırken mesleki faaliyet yürütmenin yasak olduğu vurgulanmaktadır.
• 4/a kapsamında bir şirkette çalışan meslek mensubunun mesleki şirket ortağı veya imza yetkilisi olması 3568 sayılı Kanun gereği yasaktır.
• Mesleki faaliyetin fiilen başlaması için 4/a SGK statüsünün tamamen sonlandırılmış olması şarttır.
• Şirket kuruluşu ile mesleki faaliyetin yürütülmesi farklı süreçlerdir; şirket tescili ticaret sicilinde yapılırken mesleki yetki oda kaydı ve beyanname yetkisiyle sağlanır.
• e-Beyanname yetkisi için sadece şifre almak yeterli değildir; aracılık ve sorumluluk sözleşmesi ile GİB sistemlerinde gerekli yetkilendirmelerin yapılması gerekir.
• Elektronik beyanname gönderme yetkisi için şirketin kanuni temsilcisinin veya imza yetkili müdürünün meslek mensubu olması zorunludur.
Mali müşavirler, kendi şirketlerini kurup beyanname göndermeye başlamadan önce mevcut işlerinden ayrılışlarını tamamlamalı ve oda ile vergi dairesi nezdindeki temsil yetkilerini güncelleyerek e-beyanname süreçlerini yönetmelidir.
Vergi
Nakdi Sermaye Artışı Faiz İndirimi 2026 Geçici Vergide Nasıl Kullanılır?
Sermaye şirketlerinin öz kaynaklarını güçlendirmesini teşvik etmek amacıyla uygulanan nakdi sermaye artışı faiz indirimi, kurumlar vergisi matrahının optimize edilmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Bu düzenleme, borçlanma yerine nakit sermaye artışını destekleyerek şirketlerin finansman maliyetlerini vergi avantajıyla dengelemeyi amaçlar.
• Yasal Dayanak: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1-ı maddesi.
• Kapsam: Limited ve anonim şirketler yararlanabilir; ancak finans, bankacılık ve sigortacılık sektörleri ile KİT'ler için özel sınırlamalar mevcuttur.
• Hesaplama: Nakden artırılan sermaye üzerinden TCMB tarafından açıklanan faiz oranları dikkate alınarak hesaplanır.
• Devir Hakkı: Kazanç yetersizliği nedeniyle indirilemeyen tutarlar, herhangi bir endeksleme yapılmaksızın sonraki hesap dönemlerine devreder.
• Beyanname Uyumu: Geçici vergi dönemlerinde kullanılacak devreden tutarlar, bir önceki yılın kurumlar vergisi beyannamesi ile tam uyumlu olmalıdır.
• Hatalı Uygulama Riski: Beyanname üzerindeki ödeme tablosuna devreden indirim tutarı değil, sermayenin fiilen ödendiği tutar ve tarihleri yazılmalıdır.
Mali müşavirler, sermaye artış ödeme tablolarını doldururken devreden indirim tutarı ile fiili sermaye ödeme tutarlarını birbirine karıştırmamalı ve beyanname programındaki teknik alanları önceki yıl verileriyle eşleştirmelidir.
Vergi
GMSİ Kira Gelirinde Özel Üniversite Eğitim Harcaması İndirimi Yapılır mı?
Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) beyannamesi veren mükelleflerin, eğitim ve sağlık harcamalarını vergi matrahından indirme hakları bulunmaktadır. Ancak vakıf üniversitelerine yapılan ödemelerin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusu, kurumların vergi statüsü nedeniyle kritik bir ayrım içermektedir.
• Eğitim harcaması indirimi, beyan edilen gelirin %10'unu aşamaz.
• Harcamanın indirilebilmesi için ödemenin Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan kurumlardan alınan belgelerle tevsik edilmesi şarttır.
• Vakıf üniversiteleri, özel statüleri ve vergi muafiyetleri nedeniyle kurumlar vergisi mükellefiyeti şartını sağlamadığından, ödenen ücretler indirim konusu yapılamaz.
• Devlet üniversitelerine yapılan ödemeler de mükellefiyet şartı sağlanamadığı için indirim kapsamı dışındadır.
• Sadece kurumlar vergisi mükellefi olan özel öğretim kurumlarına yapılan ve fatura ile belgelendirilen ödemeler indirim konusu yapılabilir.
• Eğitim harcaması, GMSİ'nin doğrudan gideri değil, beyanname üzerinde şahsi bir indirim olarak dikkate alınır.
Mükellefler, eğitim harcaması indirimi talep ederken kurumun vergi mükellefiyet durumunu kontrol etmeli; vakıf üniversitesi yerine kurumlar vergisi mükellefi olan özel okulların faturalarını kullanmalıdır.
Mevzuat
Ortaklar Sözleşmesi (SHA) Nedir? Girişimcilerin Gözden Kaçırmaması Gereken Kritik Hükümler
Şirket ortaklıkları kurulurken sadece işin büyümesine odaklanmak, ileride yaşanabilecek yönetimsel kilitlenmelere ve hukuki ihtilaflara yol açabilir. Ortaklar Sözleşmesi (SHA), şirket esas sözleşmesinin yetersiz kaldığı noktalarda ortakların kendi aralarındaki özel hak ve yükümlülüklerini düzenleyen kritik bir belgedir.
• SHA, Türk Borçlar Hukuku'ndaki sözleşme serbestisi uyarınca sadece imzalayan ortakları bağlar ve üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz.
• Esas sözleşmeden farklı olarak finansman taahhütleri, pay devir koşulları ve ortaklıktan ayrılma mekanizmaları gibi detaylı konuları kapsar.
• Kademeli hakediş sistemi ile payların belirli bir zaman dilimi veya performans koşulu karşılığında kazanılması düzenlenebilir.
• Yüzde elli-elli ortaklıklarda karar alınamaması durumunda 'Rus Ruleti' olarak bilinen teklif mekanizmasıyla kilitlenmeler aşılabilir.
• Drag-Along hakkı ile çoğunluk pay sahibinin şirketin tamamını satabilmesi için azınlık pay sahiplerini satışa zorlama imkanı sağlanır.
• Tag-Along hakkı ile büyük ortağın pay satışı durumunda küçük ortağa da aynı koşullarla satışa katılma hakkı tanınır.
Girişimciler ve ortaklar, şirket esas sözleşmesine güvenmek yerine, olası ayrılık ve anlaşmazlık senaryolarını içeren profesyonel bir SHA hazırlatmalı ve bu metnin şirket türüne uygunluğunu denetlemelidir.
Mevzuat
3 Konu 3 Karar (Yıllık İzin, Sosyal Medya Paylaşımları ve İşten Çıkış Kodları)
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri'nin iş hukuku uygulamalarına dair verdiği güncel kararlar; yıllık izin kullanımı, sosyal medya paylaşımları ve SGK işten çıkış kodlarının hukuki sonuçlarını netleştiriyor. Bu kararlar, işverenlerin tazminat yükümlülükleri ve fesih süreçlerindeki haklılık paylarını doğrudan etkiliyor.
• Yıllık izinler kural olarak bölünemez; ancak tarafların anlaşmasıyla bir bölümü 10 günden az olmamak kaydıyla parçalı kullanılabilir (İş Kanunu m.56).
• İşveren, yıllık izinlerin 10 günden az parçalar halinde kullanılmasına işçinin onay verdiğini ispatlayamazsa, işçinin haklı fesih talebi kabul edilmektedir.
• Sosyal medyada yöneticiye yönelik yapılan 'sevmiyorum' şeklindeki paylaşımlar, iş akdinin haklı nedenle feshi için ölçüsüz bir neden sayılmamaktadır.
• Hafta tatilinde işverenin onayı olmadan rekabet edecek şekilde çalışmak, sadakat borcunun ihlali sayıldığı için haklı fesih nedenidir.
• SGK işten ayrılış bildirgesindeki 'Kod 3' (Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) ibaresi, tek başına feshin haksız olduğu anlamına gelmez.
İşverenler, yıllık izin formlarında izinlerin bölünmesine dair işçinin yazılı onayını mutlaka almalı ve hafta tatili/sadakat ihlallerinde somut delil toplamaya özen göstermelidir.
Vergi
Katma Değer Vergisi Beyannamelerine İlişkin Önemli Duyuru
Gelir İdaresi Başkanlığı, e-Beyan sisteminin güncellenmesi kapsamında KDV beyannamelerinin verilme usullerinde önemli bir değişikliğe gidiyor. Yeni açık kaynak kodlu yazılım altyapısına geçiş süreciyle birlikte, illere göre farklılaşan bir takvim uygulanacak.
• KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4 ve KDV9015 beyannameleri İstanbul hariç tüm illerde yeni e-Beyan sistemine geçmiştir.
• İstanbul ili için yeni sisteme geçiş tarihi 1 Kasım 2026 (Ekim 2026 dönemi) olarak belirlenmiştir.
• Geçmiş dönemlere ait ilk kez verilecek beyannameler ve düzeltme beyannameleri eski BDP sistemi üzerinden verilmeye devam edilecektir.
• Pilot illerdeki mükellefler için 2026 Haziran döneminden itibaren muhasebe programları üzerinden web servis entegrasyonu ile beyanname gönderimi mümkün olacaktır.
• Sistemle ilgili teknik detaylara e-Beyan ana sayfasındaki Yardım modülü altından erişilebilecektir.
Meslek mensuplarının, İstanbul'daki mükellefleri için 2026 sonuna kadar eski sistemi, diğer iller için ise yeni e-Beyan sistemini kullanmaları; ayrıca muhasebe yazılımlarının entegrasyon süreçlerini takip etmeleri gerekmektedir.
Vergi
Dolar Faturası Kestim Dolar Çeki Aldım. Kur Farkına KDV'li Fatura Mı Keseceğim Yoksa Cariyi Değerleme Yapıp Mı Kapatacağım?
Dövizli fatura kesilip karşılığında dövizli çek alındığı durumlarda, tahsilat aşamasında ortaya çıkan kur farkının KDV karşısındaki durumu ve fatura düzenleme zorunluluğu ele alınmaktadır. 7161 sayılı Kanun ile KDV matrahına dahil edilen kur farklarının nasıl yönetilmesi gerektiği netleştirilmektedir.
• 7161 sayılı Kanun uyarınca kur farkları KDV matrahına dahildir.
• Kur farkı, faturanın düzenlendiği tarih ile bedelin fiilen tahsil edildiği tarih arasındaki kur farkı üzerinden hesaplanır.
• Dövizli çeklerde tahsilat tarihi, çekin ciro edildiği veya nakde dönüştüğü tarihtir.
• Satıcı lehine oluşan kur farkı için satıcı tarafından KDV'li fatura düzenlenmesi zorunludur.
• Faturada, asıl mal veya hizmet tesliminde uygulanan KDV oranı geçerlidir.
• Bedel KDV dahil belirlenmişse iç yüzde ile, KDV hariç belirlenmişse ayrıca KDV hesaplanarak fatura kesilir.
Dövizli çeklerin tahsilat tarihinde oluşan kur farkı için, asıl işlemdeki KDV oranı kullanılarak satıcı tarafından kur farkı faturası düzenlenmelidir.
Mevzuat
Vergi Uygulamalarında Dağıtım Anahtarı
Bu haber, işletmelerin doğrudan bir birime atanamayan ortak giderlerini hangi yöntemlerle paylaştırabileceğini ve bu süreçteki yasal sorumlulukları ele almaktadır. Dağıtım anahtarı kullanımı, özellikle Ar-Ge ve ticari faaliyetlerin bir arada yürütüldüğü yapılarda vergi incelemelerinde kritik bir önem taşımaktadır.
• Mevzuatın yöntem belirlediği durumlarda tebliğ hükümlerine uyum zorunludur; serbestlik tanınan durumlarda ise ispat yükü mükellefe aittir.
• Dağıtım anahtarı seçimi VUK 3/B maddesindeki 'olayın gerçek mahiyeti' ilkesine uygun, makul ve objektif olmalıdır.
• Kira, enerji, genel yönetim personeli, BT ve ortak yazılım lisansları gibi giderler benzer iktisadi niteliklerine göre gruplandırılmalıdır.
• Seçilen dağıtım anahtarları ERP raporları, sayaç dökümleri ve puantaj cetvelleri gibi somut verilerle belgelenmelidir.
• Vergi incelemelerine karşı gider havuzlarını ve seçilen yöntemleri detaylandıran bir 'Dağıtım Anahtarı Notu' hazırlanmalıdır.
• Yöntem değişikliği sadece organizasyonel veya faaliyet bazlı esaslı değişikliklerde yapılmalı, sırf vergi avantajı için dönem ortasında değiştirilmemelidir.
Mali müşavirler ve işletmeler, ortak giderleri dağıtırken her gider grubu için en uygun ve ispatlanabilir anahtarı seçmeli ve bu süreci mutlaka yazılı bir politika notu ile kayıt altına almalıdır.
Mevzuat
260 Haklar Hesabı Muhasebe Kaydı
Tekdüzen Hesap Planı'nda yer alan 260 Haklar hesabı, işletmenin sahip olduğu fikri ve sınai mülkiyet haklarının muhasebeleştirilmesinde kullanılan kritik bir hesaptır. Bu hesap, işletmenin gelecekte ekonomik fayda sağlaması beklenen haklarının maliyet bedeliyle izlenmesini sağlar.
• 260 Haklar hesabı; patent, marka, lisans, franchise, telif hakları ve tasarım hakları gibi varlıkları kapsar.
• Bu varlıkların maliyet bedeli, satın alma bedeline ek olarak edinme sürecindeki doğrudan giderleri de içerir.
• Hakların amortisman süresi, ilgili hakların yasal koruma süresi veya ekonomik ömrü dikkate alınarak hesaplanır.
• Varlıkların değer düşüklüğü durumunda 255 Değer Düşüklüğü Karşılığı hesabı ile ilişkilendirilmesi gerekir.
İşletmeler, hakların edinilmesi sürecindeki tüm doğrudan maliyetleri bu hesapta toplu halde izlemeli ve ekonomik ömürlerine göre düzenli amortisman ayırmalıdır.
Mevzuat
397 Sayım ve Tesellüm Fazlaları Hesabı Muhasebe Kayıt Örnekleri
Muhasebe kayıtlarında fiili varlığın kayıtlardan fazla çıkması durumunda izlenmesi gereken 397 Sayım ve Tesellüm Fazlaları hesabının işleyişi ve yasal dayanakları açıklanmaktadır. Bu hesap, sayım farklarının nedeninin araştırılması sürecinde geçici bir köprü görevi görür.
• 397 hesabı, Tekdüzen Hesap Planı'nda Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar grubunda yer alır.
• Kasa sayım fazlası tespitinde kasa hesabı borçlandırılırken, 397 hesabı alacaklandırılır.
• Stok ve maddi duran varlık fazlaları, emsal değerleri üzerinden ilgili varlık hesabına borç, 397 hesabına alacak yazılarak kaydedilir.
• Emsal değer belirlenirken VUK 267. madde uyarınca ortalama fiyat, maliyet bedeli veya takdir esasları dikkate alınmalıdır.
• Nedeni belirlenemeyen kasa fazlaları, bekleme süresi dolduğunda 671 Önceki Dönem Gelir ve Karlar hesabına aktarılır.
• Sayım dönemi içinde kâr olduğu belgelenen demirbaş fazlaları 679 Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar hesabına borç kaydedilir.
Mali müşavirler, sayım farklarını birbirine mahsup etmek yerine her farkın kendi belgesi ve sorumluluk zinciri üzerinden araştırılmasını sağlamalı ve 397 hesabını sadece geçici bir izleme aracı olarak kullanmalıdır.
Mevzuat
Bağımsız Denetimin Kısıtları, Sıkıntıları ve Alınabilecek Tedbirler
Bağımsız denetim süreci, finansal tabloların hatasız olduğunu garanti eden mutlak bir sistem değil, makul güvence sağlayan bir süreçtir. Denetçilerin karşılaştığı yapısal, yasal ve operasyonel kısıtlar, denetim raporlarının kapsamını ve hata tespit kapasitesini doğrudan etkilemektedir.
• BDS 200 standardına göre denetim, matematiksel kesinlik yerine ikna edici kanıtlara ve makul güvenceye dayanır.
• Karşılıklar, amortisman ve gerçeğe uygun değer ölçümleri gibi kalemler kesin rakamlar yerine yönetim tahminlerine dayalıdır.
• Denetçilerin denetledikleri şirketin defterlerini tutması veya finansal tablo düzenlemesine katkıda bulunması yasal olarak yasaktır.
• Denetim kuruluşları, denetledikleri işletmelere tasdik ve vergi denetimi dışında danışmanlık veya yönetim hizmeti veremez.
• Rotasyon kuralı gereği, belirli sürelerle aynı şirketi denetleyenler yasal bekleme süresi dolmadan tekrar görev alamazlar.
• İşletme içi kontrollerin yönetim tarafından baypas edilmesi veya çalışanların hileli belge düzenlemesi denetim riskini artırır.
İşletmeler, denetimin mutlak bir hata bulma garantisi olmadığını bilmeli; denetim kalitesini artırmak için iç kontrol sistemlerini ve finansal raporlama altyapılarını güçlendirmelidir.
Mevzuat
393 Merkez ve Şubeler Cari Hesabı Muhasebe Kayıt Örnekleri
Bu rehber, aynı tüzel kişiliğe bağlı merkez ve şubeler arasındaki para, mal ve demirbaş hareketlerinin 393 Merkez ve Şubeler Cari Hesabı kullanılarak nasıl muhasebeleştirileceğini açıklamaktadır. İşletme içi transferlerin doğru izlenmesi, dönem sonu birleştirme (füzyon) işlemlerinin hatasız yapılması açısından kritik önem taşır.
• 393 hesap, 39 Diğer Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar grubunda yer alır.
• Merkezin şubeden alacağı için hesap borçlandırılırken, şubenin merkeze borcu için hesap alacaklandırılır.
• Merkez ve şubeler arasındaki mal hareketleri KDV yönünden yeni bir teslim oluşturmaz.
• Mal nakli sırasında VUK 230/5 uyarınca gönderen tarafından sevk irsaliyesi düzenlenmesi zorunludur.
• Dönem sonunda merkez ve şube defterleri 'füzyon' işlemi ile birleştirilerek karşılıklı bakiyeler kapatılır.
• İştirak veya bağlı ortaklıklar gibi farklı tüzel kişiliklerle yapılan işlemler 393 hesaba değil, ilgili ticari hesaplara kaydedilir.
Mali müşavirler, merkez ve şube arasındaki transferlerde maliyet bedeli esas alınmalı ve dönem sonunda karşılıklı bakiyelerin birbirini sıfırladığından emin olunmalıdır.
Mevzuat
259 Verilen Avanslar Hesabı Muhasebe Kaydı
Bu içerik, işletmelerin mal veya hizmet alımı öncesinde tedarikçilere ödediği tutarların muhasebeleştirilmesinde kullanılan 259 Verilen Avanslar hesabının işleyişini ve kayıt mantığını açıklamaktadır. Doğru hesap kullanımı, dönem sonu envanter işlemlerinde ve mali tabloların doğruluğunda kritik rol oynar.
• 259 Verilen Avanslar hesabı, işletmenin duran varlık alımı için ödediği avansların izlendiği bir hesap türüdür.
• Mal ve hizmet alımları için verilen peşin ödemeler, stok veya duran varlık hesabı yerine öncelikle 259 nolu hesapta takip edilir.
• Avans ödemesi yapıldığında borç, mal veya varlık alındığında ise alacak tarafına kayıt yapılır.
• Dönem sonlarında henüz teslim alınmamış olan avanslar, aktif karakterli bu hesapta bilançoda gösterilmelidir.
İşletmeler, mal veya duran varlık teslim alınana kadar yapılan ödemeleri doğrudan gider veya stok yerine 259 hesabı üzerinden takip ederek dönem sonu mizan kontrolünü doğru yapmalıdır.
KDV
Limanlara Bağlantı Sağlayan Demiryolu Hatları ile Liman ve Hava Meydanlarının İnşası, Yenilenmesi ve Genişletilmesine İlişkin İstisna
Limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları ile liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi süreçlerine yönelik KDV istisnası hakkında önemli bir açıklama yapılmıştır. Bu düzenleme, söz konusu projeleri yürüten mükellefler ve idareler için maliyet avantajı sağlamaktadır.
• İstisna kapsamı: Limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları, liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işleri.
• Uygulama yöntemi: İşin bizzat mükellef/idare tarafından yapılması veya kısmen/tamamen yüklenicilere yaptırılması durumunda KDV uygulanmaz.
• Yüklenici faturaları: İşi yüklenicilere yaptıran mükellefler için yüklenicilerin düzenleyeceği faturalarda KDV hesaplanmayacaktır.
• Tedarikçi durumu: Mal ve hizmeti sağlayanların (tedarikçilerin) kendi alışları genel KDV hükümlerine tabidir.
• Hak sahipliği: İstisnadan yararlanmak için alanın maliki, kiracısı veya işletme hakkı sahibi olunması şartı aranmaz; kiracılar da yararlanabilir.
İlgili projelerde yer alan işletmelerin, mal ve inşaat taahhüt hizmeti alımlarında KDV hesaplamadan fatura almalarına dikkat etmeli ve işin kapsamının istisna şartlarına uygunluğunu teyit etmelidir.
Bu gündem her sabah 07:00'de hazır.
Montan News iPhone uygulaması: önem sırasına dizilmiş özetler, sesli anlatım, kaynağa tek dokunuş. Ücretsiz ve reklamsız.
App Store'dan indir
Bu sayfadaki özetler bilgilendirme amaçlıdır ve kaynağından teyit edilmelidir; resmî vergi veya mevzuat danışmanlığı yerine geçmez. Her özetin altında kaynağın asıl sayfası bağlantılıdır.
Bugünün gündemi → · Arşiv