Vergi
Ticari Araçlarda KDV İndirimi Sorunu ve Danıştay'ın Emsal Nitelikteki GTİP Kararı
Ticari işletmelerin satın aldığı hafif ticari araçların KDV indirim hakkı konusunda vergi idaresi ile mükellefler arasında yaşanan uyuşmazlıklara Danıştay'dan emsal bir karar geldi. Karar, araçların binek otomobil olup olmadığının sadece GTİP kodlarına bakılarak değil, aracın gerçek kullanım amacı ve mahiyeti esas alınarak belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.
• Danıştay 9. Dairesi (K:2025/5017), GTİP koduna dayalı KDV indirim reddini hukuka aykırı buldu.
• Vergi idaresi, GTİP 87.03 kodundaki araçları binek otomobil sayarak KDV indirimini reddedebiliyor.
• Dava konusu olayda, 33 adet kapalı kasa kamyonet için reddedilen KDV tutarı 727 bin 398 lira civarındadır.
• 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 30/b maddesi uyarınca binek otomobillerin KDV'si kural olarak indirilemez.
• Kararda, VUK 3/B maddesi uyarınca vergilendirmede 'gerçek mahiyetin esas alınması' gerektiği belirtildi.
• Araçların muayene, hız sınırı ve MTV gibi hususlarda ticari araç statüsünde değerlendirilmesi, KDV indiriminde de dikkate alınmalıdır.
Mali müşavirler ve işletmeler, hafif ticari araç alımlarında KDV indirimini sadece GTİP koduna bakarak reddetmemeli; aracın teknik özellikleri ve ticari kullanım amacını belgeleyerek ihtirazi kayıtla işlem yapmalıdır.
Mevzuat
159 Verilen ve 340 Alınan Sipariş Avanslarında Sık Yapılan Hatalar
Mizanlarda en çok ihmal edilen ancak vergi incelemelerinde en çok soru işareti yaratan 159 ve 340 numaralı avans hesaplarındaki hatalı uygulamalar ele alınmaktadır. Yanlış hesap kullanımı, örtülü kazanç dağıtımı ve usulsüzlük cezaları gibi ciddi mali riskler barındırmaktadır.
• 159 hesapta stok alımı yerine duran varlık avansları veya personel avanslarının tutulması hatası.
• İlişkili kişilere (ortak, grup şirketi) verilen avanslarda emsal faiz uygulanmaması sonucu KVK md. 13 kapsamında örtülü kazanç riski.
• Fatura gelmeden avans tutarlarının doğrudan 770 veya 760 gider hesaplarına kaydedilmesi (VUK md. 227 aykırılığı).
• Banka/PTT zorunluluğu sınırını aşan avans ödemelerinin elden yapılması durumunda VUK md. 355 özel usulsüzlük cezası riski.
• 340 hesapta bekleyen ve iade edilmeyen avansların gelir kaydedilmemesi veya 331 hesap yerine yanlış sınıflandırılması.
• Dövizli avanslarda TMS 21 ve VUK arasındaki değerleme farklılıkları nedeniyle tutarlı bir politika izlenmemesi.
Mali müşavirler ve işletmeler, avans hesaplarını satıcı/müşteri bazlı alt hesaplarla takip etmeli, ilişkili kişi işlemlerinde emsal faiz uygulamalı ve dönem sonlarında 120/320 hesaplarıyla mutabakat sağlamalıdır.
Vergi
Şirketinize Ait Olan Kredi Kartını Şahsi İhtiyaçlarınızda Kullanırsanız Ne Olur?
Şirket ortaklarının şirket kredi kartlarını şahsi ihtiyaçları için kullanması, tüzel kişilik ayrılığı ilkesi gereği ciddi vergisel riskler barındırmaktadır. Bu durum sadece giderlerin reddedilmesine değil, aynı zamanda örtülü kazanç dağıtımı kapsamında ağır vergi cezalarına yol açabilmektedir.
• Şahsi harcamalar GVK Madde 40 ve KVK Madde 6 uyarınca ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilemez.
• Şirket kartıyla yapılan şahsi harcamalar ortağın şirkete borçlanması anlamına gelir ve 'transfer fiyatlandırması' kapsamında değerlendirilir.
• Borçlanma durumunda TCMB avans faiz oranı üzerinden adat faizi hesaplanması zorunludur.
• Hesaplanan adat faizi tutarı üzerinden yüzde 20 oranında KDV hesaplanarak ortağa fatura edilmelidir.
• Hesaplanmayan faiz ve KDV durumunda, vergi incelemelerinde örtülü kazanç dağıtımı gerekçesiyle vergi ziyaı cezası uygulanır.
• Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın KURGAN ve KAŞİF gibi yapay zeka sistemleri bu tür hareketleri kolayca takip edebilmektedir.
Şirket ortakları şahsi harcamaları için şirket kartını kullanmamalı; nakit ihtiyacı için ya 331 hesap üzerinden borç verme ya da şirket adına yapılan ödemelerin iadesi yöntemlerini tercih etmelidir.
Vergi
SMMM Sözleşmelerinde Damga Vergisi 2026: Sürekli Mükellefiyet Zorunlu mu?
Serbest meslek erbabı olan SMMM'lerin müşteri sözleşmeleri nedeniyle damga vergisi mükellefiyeti açtırma zorunluluğu ve beyan usulleri hakkında önemli bir ayrım yapılmıştır. GİB verilerine göre sürekli mükellefiyet ile verginin doğması birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.
• SMMM'lerin müşteri sözleşmeleri nedeniyle sürekli damga vergisi mükellefiyeti açtırması zorunlu değildir, bu işlem ihtiyari olarak yapılabilir.
• Sözleşmenin imzalanmasıyla verginin doğması, mükellefiyet kaydının açılmasından bağımsız bir yükümlülüktür.
• Dijital Vergi Dairesi üzerinden yapılacak beyanlarda 0040 vergi kodu kullanılmalıdır.
• Elektronik imza ile hazırlanan dijital sözleşmeler de damga vergisine tabidir; belgenin elektronik olması vergiden muafiyet sağlamaz.
• İşlem bulunmayan dönemlerde beyanname verilmesi veya vergi dairesine yazı gönderilmesi zorunluluğu 46 Seri No.lu Tebliğ ile kaldırılmıştır.
• Damga vergisinin sorumlusu, Damga Vergisi Kanunu uyarınca kağıdı imzalayan taraflardır.
SMMM'ler, sürekli mükellefiyet açıp açmama kararını defter ve beyan sorumluluklarını gözeterek vermeli; ancak sözleşme imzalandığında vergi yükümlülüğünün doğacağını unutmamalıdır.
Vergi
Yansıtma Faturalarında KDV ve Muhasebe Kaydı Nasıl Olmalı?
Yansıtma faturalarının düzenlenmesi, sadece kâr eklenmemesi veya faturaya 'yansıtma' yazılmasıyla sınırlı bir işlem değildir. Giderin gerçek muhatabı, işlemin ekonomik özü ve KDV Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca doğru sınıflandırılması kritik önem taşımaktadır.
• Gerçek masraf aktarımı ile işletmenin kendi hizmet maliyetini oluşturması arasındaki ayrım KDV Kanunu 24/b maddesi kapsamında yapılmalıdır.
• Yansıtılan giderin KDV oranı, asıl mal veya hizmetin tabi olduğu güncel oranlar (yüzde 1, yüzde 10 veya yüzde 20) üzerinden belirlenmelidir.
• Üçüncü kişiye ait gerçek masraf aktarımlarında 136 Diğer Çeşitli Alacaklar veya 336 Diğer Çeşitli Borçlar hesapları kullanılabilir.
• İşletmenin kendi faaliyetine ilişkin tadilat gibi giderlerin sırf yansıtılacağı için bilanço hesaplarında izlenmesi hatalıdır; bunlar gelir veya gider hesaplarında takip edilmelidir.
• İlk belgede KDV bulunmaması, yansıtma faturasının her durumda KDV'siz düzenleneceği anlamına gelmez; hizmetin maliyet unsuru olup olmadığına bakılmalıdır.
Mali müşavirler ve işletmeler, yansıtma faturalarında faturanın isminden ziyade işlemin ekonomik özüne odaklanmalı ve KDV oranını asıl işlemin niteliğine göre belirlemelidir.
Mevzuat
Dernek ve Vakıf İktisadi İşletmelerinde Defter Tutma ve e-Defter 2026
Dernek ve vakıflara bağlı iktisadi işletmelerin defter tutma usulleri ve e-Defter kapsamındaki yeni düzenlemeler netleşti. Özellikle bilanço esasına tabi işletmeler için elektronik defter zorunluluğu ve envanter defterinin dijitalleşme süreci kritik önem taşıyor.
• Kurumlar vergisi mükellefi olan iktisadi işletmeler, ciro şartına bakılmaksızın bilanço esasına göre defter tutmak zorundadır.
• Bilanço esasına göre defter tutan iktisadi işletmeler, 1 Ocak 2025 itibarıyla e-Defter kapsamına alınmıştır.
• İşletme hesabı esasına geçiş ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın özel izni ile mümkündür; düşük ciro tek başına yeterli değildir.
• e-Envanter uygulaması, GİB duyurusu uyarınca 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren isteğe bağlı olarak kullanılabilecektir.
• Elektronik ortamda tutulan yevmiye ve defter-i kebir için ayrıca kağıt defter noter tasdiki yaptırılmasına gerek yoktur.
• Envanter defteri elektronik ortamda tutulmayacaksa, VUK 220. madde uyarınca kağıt ortamda tasdik ettirilmelidir.
İktisadi işletme yöneticileri ve mali müşavirler, 2025'teki e-Defter zorunluluğuna uyum sağlamalı ve 2026'daki isteğe bağlı e-Envanter seçeneği için hazırlık yapmalıdır.
Mevzuat
Bağımlı Çalışan SMMM, Çalıştığı Şirketin Sermaye Artırımı Raporunu Düzenleyebilir mi?
Bir anonim şirkette bordrolu olarak çalışan SMMM'lerin, çalıştıkları şirketin sermaye artırımı süreçlerinde mali tespit raporu düzenleme yetkisi ve bu yetkinin sınırları ele alınmaktadır. Meslek mensubunun bağımlı çalışması ile serbest meslek faaliyeti arasındaki hukuki ayrım, raporun geçerliliği açısından kritik önem taşımaktadır.
• Bağımlı çalışan SMMM, yalnızca hizmet akdiyle bağlı olduğu şirketin sermaye artırımı raporunu düzenleyebilir.
• Sermaye artırımı için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 456. maddesi uyarınca payların nakdi bedellerinin tamamen ödenmiş olması şartı aranır.
• Rapor düzenlenirken TTK 376. madde kapsamında sermaye kaybı veya borca batıklık durumu mutlaka kontrol edilmelidir.
• İç kaynaklardan yapılan artırımlarda, kaynağın hukuki niteliği ve kullanılabilirliği TTK 462. madde çerçevesinde incelenmelidir.
• Raporun geçerliliği için güncel oda kayıt belgesi ve meslek kaşesi ile imza şartı aranmaktadır.
• Grup şirketlerinde çalışan SMMM, aynı ortaklara ait olsa dahi diğer tüzel kişilikler için rapor düzenleyemez.
SMMM'ler, çalıştıkları şirketin sermaye artırımı raporunu hazırlarken sadece rakamlara değil, TTK ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'ndeki belge şartlarına ve sermaye korunması kurallarına da tam uyum sağlamalıdır.
Mevzuat
Alış İade Faturasının Muhasebe Kaydı: Aynı Yıl ve Sonraki Yıl Hangi Hesap Kullanılır?
Alış iade faturalarının muhasebeleştirilmesinde, iadenin yapıldığı dönemin ve ilk kaydın niteliğinin doğru analiz edilmesi kritik önem taşımaktadır. Hatalı hesap kullanımı, maliyetlerin ve dönem kârının yanlış raporlanmasına yol açabilir.
• Aynı hesap döneminde yapılan iadelerde, ilgili gider hesabı (730, 740, 750, 760 veya 770) doğrudan alacaklandırılarak düzeltme yapılır.
• Önceki hesap döneminde kapatılmış 7 grubu hesaplar, sonraki dönem iadelerinde doğrudan alacaklandırılamaz.
• Geçmiş dönemde giderleşen bir alımın sonraki yıl iadesinde, işlemin niteliğine göre 679 Diğer Olağandışı Gelir ve Kârlar veya ilgili gelir hesapları kullanılır.
• İade edilen malın maliyeti stok, üretim veya mamul aşamalarından hangisindeyse, düzeltme o aşama dikkate alınarak yapılmalıdır.
• İade işlemi sırasında, ilk alımda indirim konusu yapılan KDV'nin de iade işlemine isabet eden kısmı düzeltilmelidir.
• İadenin bir mal iadesi mi, fiyat indirimi mi yoksa tazminat mı olduğu, belgenin başlığından ziyade işlemin ekonomik özüne göre belirlenmelidir.
Mali müşavirler, iade faturalarını işlerken sadece faturanın tarihine değil, ilk kaydın hangi dönemde yapıldığına ve maliyetin hangi hesaplarda izlendiğine bakarak doğru gelir veya gider hesabını seçmelidir.
Mevzuat
Bürosu Olan SMMM, Denetim veya YMM Şirketinde Sigortalı Çalışabilir mi?
Kendi bürosu olan bir mali müşavirin, aynı zamanda bir denetim veya YMM şirketinde sigortalı olarak çalışıp çalışamayacağı konusu mesleki yasaklar ve sosyal güvenlik mevzuatı açısından kritik bir tartışma konusudur. Bu durum, hem 3568 sayılı Kanun'un getirdiği mesleki sınırlamalar hem de çalışma biçiminin hukuki niteliği üzerinden değerlendirilmektedir.
• 3568 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca, serbest çalışan bir SMMM'nin mesleki faaliyetini sürdürürken başka bir işverene bağlı olarak hizmet akdiyle çalışması yasaktır.
• Çalışma ilişkisinin unvanı (denetçi yardımcısı, danışman vb.) ne olursa olsun, işin işverenin talimatı ve organizasyonu altında yürütülmesi 'hizmet akdi' sayılır.
• Kısmi süreli veya uzaktan çalışma modelleri, mevcut bağımlılık ilişkisini ve mesleki yasakları ortadan kaldırmaz.
• Bağımsız Denetim Yönetmeliği uyarınca, SMMM ruhsatına sahip olmak tek başına KGK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetçi olma hakkı vermez.
• YMM şirketlerinde yapılan hazırlık, kontrol veya mali analiz çalışmaları, YMM'ye ait olan tasdik yetkisini personelin kullanımına açmaz.
Mali müşavirler, kendi bürolarındaki serbest faaliyetlerini devam ettirirken bir denetim veya YMM şirketinde sigortalı (bağımlı) olarak çalışmamalı; aksi takdirde mesleki yasaklarla karşılaşabilirler.
Mevzuat
402 Ertelenmiş Finansal Kiralama Borçlanma Maliyetleri Hesabı Muhasebe Kayıt Örnekleri
Bu makale, finansal kiralama (leasing) işlemlerinde toplam taksit tutarı ile borcun bugünkü değeri arasındaki farkın muhasebeleştirilmesini konu almaktadır. Özellikle 402 ve 302 numaralı hesapların kullanımı, vade aktarımları ve VUK ile TDHP arasındaki uygulama farklarına teknik örneklerle açıklık getirilmektedir.
• 402 Ertelenmiş Finansal Kiralama Borçlanma Maliyetleri hesabı, vadesi bir yılı aşan borçların bugünkü değeri ile toplam tutar arasındaki farkı izler.
• Net uzun vadeli borç hesaplanırken 401 nolu hesaptan 402 nolu hesap düşülerek (401 - 402) net tutara ulaşılır.
• Kısa vadeye gelen ertelenmiş maliyet tutarları için 302 nolu hesap kullanılır (302 borç, 402 alacak kaydıyla).
• Kullanım hakkı ölçümünde rayiç bedel ile kira ödemelerinin bugünkü değerinden düşük olanı esas alınır (VUK Mükerrer 290).
• GİB özelgesine göre ilk yıl faizinin kullanım hakkı maliyetine eklenmesi veya gider yazılması konusunda tercihler mevcuttur.
• Amortisman hesaplaması, kiralama süresinden bağımsız olarak dayanak kıymetin VUK esaslarına göre ayrıca yapılır.
İşletmeler, finansal kiralama borçlarını raporlarken brüt borç ile ertelenmiş maliyetleri vadelere göre doğru ayrıştırmalı ve net borç tutarlarını 401-402 ve 301-302 eşleşmesiyle takip etmelidir.
Vergi
Eczacının Eşine Ödediği Ücret Gider Yazılır mı?
Serbest meslek erbaplarının ve ticari kazanç mükelleflerinin en çok merak ettiği konulardan biri olan eşe yapılan ödemelerin gider yazılıp yazılamayacağı hususu, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından netleştirildi. Özellikle eczacılık gibi aile işletmeciliğinin yaygın olduğu sektörlerde, eşe ödenen maaş ve sigorta primlerinin vergi matrahından düşülüp düşülemeyeceği konusunda kritik bir sınır çizildi.
• Gelir Vergisi Kanunu Madde 41 uyarınca, teşebbüs sahibinin eşine veya küçük çocuklarına ödediği maaş, ücret, ikramiye ve tazminatlar gider olarak kabul edilmez.
• Eşe yapılan ödemeler gider yazılamadığı için, bu ücretler üzerinden ödenen SGK primleri de ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılamaz.
• Eşin çalışması karşılığında yapılan ödemeler ücret niteliğinde olduğundan, GVK Madde 94 uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile bildirilmesi zorunludur.
• Evlilik öncesi dönemde akrabalık bağı bulunmayan çalışanlara yapılan ödemeler ücret sayılır ve gider olarak yazılabilir; ancak evlilik tarihinden sonraki ödemeler gider yazılamaz.
İşverenler, eşlerinin işletmede çalışması durumunda ödedikleri maaşları vergi matrahından düşmemeli; ancak bu ödemelerin vergi tevkifatı ve SGK bildirimlerini eksiksiz yerine getirmelidir.
Vergi
Önceki Yılda Kayıt Edilmeyen Fatura Tutarları Sonraki Yılda Gider Olarak Yazılabilir mi?
İşletmelerin yoğunluk veya dikkatsizlik nedeniyle geçmiş dönemlere ait faturaları kayıt altına alamaması durumunda, bu tutarların sonraki yıl gider yazılamayacağı Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı özelgesiyle netleşti. Ticari kazancın tespitinde dönemsellik ve tahakkuk esası ilkeleri uyarınca, hatalı işlemlerin düzeltilmesi kritik önem taşıyor.
• Dönemsellik ilkesi gereği, mal alımının gerçekleştiği yıl içinde düzenlenen faturalar o yılın kayıtlarına alınmalıdır.
• Geçmiş yıla ait olup sehven kaydedilmeyen faturalar, doğrudan sonraki yılın gideri olarak yazılamaz.
• Satın alınan ancak henüz satılmayan mallar doğrudan gider yazılamaz, stok hesaplarında izlenmelidir.
• Kayıt dışı kalan faturalar için ilgili yılın kurum kazancı hesaplamalarında düzeltme yapılması zorunludur.
• Stokta bulunan mallar ancak satıldıklarında veya işletme faaliyetlerinde kullanıldıklarında maliyet unsuru olarak düşülebilir.
Mali müşavirler ve işletmeler, geçmiş dönem faturalarını fark ettiklerinde bunları sonraki yılın giderine atmak yerine, ilgili dönemin kayıtlarını düzeltmeli ve mallar stokta ise stok hesabına almalıdır.
Vergi
Kurye Hizmetlerinde Kullanılan Motosiklet ve Minibüs Gider Kısıtlamasına Tabi Midir?
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge, kurye hizmetlerinde kullanılan araçların gider kısıtlamasına tabi olup olmadığını netleştiriyor. Özellikle binek otomobil sınıfına giren araçların gider ve KDV indirim oranları konusunda kritik bir ayrım yapılıyor.
• Binek otomobil tanımı Türk Gümrük Tarife Cetveli'nin 87.03 pozisyonuna göre belirlenmektedir.
• Kurye faaliyetinde kullanılan araç binek otomobil sınıfındaysa, giderlerin en fazla %70'i indirilebilir.
• Binek otomobil kapsamındaki araçların KDV indirim oranı da gider kısıtlamasıyla paralel olarak %70 ile sınırlıdır.
• 87.03 pozisyonunda yer alan ancak özel amaçlı (ambulans, itfaiye vb.) araçlar binek otomobil sayılmaz ve kısıtlamaya tabi değildir.
• İnsan ve eşya taşımak için kullanılan, şoför bölümü ile arka bölüm arasında sabit panel bulunmayan kapalı kasa araçlar binek otomobil kabul edilir.
• Gider kısıtlaması uygulaması 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren yürürlüktedir.
İşletmeler, kurye araçlarının Gümrük Tarife Cetveli'ndeki pozisyonunu kontrol etmeli; eğer araç 87.03 pozisyonunda ve binek otomobil niteliğindeyse gider ve KDV indirimini yüzde yetmiş ile sınırlı tutmalıdır.
Vergi
Vergi Mükellefi Olmayan Hamallara Yaptırılan Hizmetlerde Gelir Vergisi Tevkifatı Uygulaması
Şirketlerin operasyonel süreçlerinde vergi mükellefi olmayan şahıslardan aldığı hamaliye hizmetlerinin vergilendirilmesi ve belgelendirilmesi hakkında kritik bir hatırlatma yapılmıştır. Esnaf muaflığı kapsamında olan kişilere yapılan ödemelerde doğru tevkifat ve belge düzeni sağlanması, vergi cezalarıyla karşılaşmamak adına büyük önem taşımaktadır.
• Esnaf muaflığı kapsamındaki hamal, hallaç ve benzeri kişilerden alınan hizmetler için %10 oranında gelir vergisi tevkifatı uygulanmalıdır.
• Vergi mükellefi olmayan kişilere yapılan hizmet alımlarında mutlaka 'gider pusulası' düzenlenmesi zorunludur.
• Gider pusulası, hizmetin tamamlandığı tarihten itibaren en geç 7 gün içinde düzenlenmelidir.
• Gelir Vergisi Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca, bu kişilerin muaf olması, yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılmayacağı anlamına gelmez.
• Ödemelerin banka dekontu ile yapılması, tek başına gider pusulası yerine geçmez; resmi belge düzeni sağlanmalıdır.
İşletmeler, vergi mükellefi olmayan kişilerden hamaliye hizmeti aldıklarında %10 stopaj kesintisi yaparak gider pusulası düzenlemeli ve bu belgeleri yasal süresi içinde kayıtlarına almalıdır.
Vergi
İcra Yoluyla Tahsil Edilen İş Yeri Kira Gelirlerinin Beyanı ve Kesilmeyen Stopajın İndirimi
İcra dairesi aracılığıyla tahsil edilen iş yeri kira gelirlerinin vergilendirilme esasları ve stopaj yapılmaması durumunda ortaya çıkan mali yükümlülükler netleşti. Gelir vergisi uygulamalarında tahsil esası geçerli olup, icra yoluyla gelen ödemeler de beyan kapsamındadır.
• Kira gelirlerinde tahsil esası geçerlidir; icra dairesine yatan tutar mülk sahibi tarafından tahsil edilmiş sayılır.
• İcra yoluyla tahsil edilen kira bedellerinin tamamı gayrisafi kira geliri olarak beyan edilmelidir.
• Kiracı tevkifat yapmamışsa, mülk sahibi bu tutarı yıllık gelir vergisinden mahsup edemez.
• Stopaj yapılmaması durumunda, hesaplanan verginin tamamı mülk sahibi tarafından ödenir.
• Yıllık gelir vergisi beyannameleri, gelirin elde edildiği yılı takip eden yılın Mart ayı sonuna kadar verilmelidir.
Mülk sahipleri, icra yoluyla tahsil ettikleri kira bedellerini brüt tutar üzerinden beyan etmeli ve kiracının stopaj yapmadığı durumlarda ek vergi yüküyle karşılaşabileceklerini bilmelidir.
Vergi
Geçici Vergi Dönemlerinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Geçici vergi, yıllık gelir ve kurumlar vergisinin dönemler halinde peşin tahsil edilmesini sağlayan kritik bir mekanizmadır. 2026 yılı uygulamaları ışığında, ticari kâr ile mali kâr arasındaki farkların doğru yönetilmesi ve beyan öncesi kontrollerin yapılması vergi hatalarını önlemek adına hayati önem taşımaktadır.
• 2026 yılı üçüncü geçici vergi dönemi (Temmuz-Eylül) beyan ve ödeme tarihi 17 Kasım 2026 olarak belirlenmiştir.
• Ticari kârın doğrudan vergi matrahı olarak kabul edilmemesi, Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlerin (KKEG) matraha eklenmesi zorunludur.
• Amortisman hesaplamalarında varlığın kullanıma hazır hale gelme tarihi, faydalı ömür ve ilgili yılın yasal sınırları kontrol edilmelidir.
• Stok değerlemesi ve satılan malın maliyeti hesaplanırken sayım sonuçları, fire ve zayiat kayıtları dayanak belgelerle desteklenmelidir.
• İstisna ve indirimlerin uygulanmasında, hem normal kurumlar vergisi matrahı hem de yurt içi asgari kurumlar vergisi hesabı ayrımı gözetilmelidir.
• KKEG listeleri önceki dönemlerden otomatik kopyalanmamalı, her gider kaleminin niteliği ve güncel mevzuat sınırlamaları incelenmelidir.
Mali müşavirler ve işletmeler, beyanname öncesinde sadece muhasebe kayıtlarını tamamlamakla kalmamalı; KKEG, amortisman, stok ve kur değerlemesi kalemlerini vergi mevzuatı açısından analiz ederek matrahı doğrulamalıdır.
Vergi
Alkollü İçeceklerin KDV'si İndirilemez mi?
Piyasada yaygın olan 'alkollü içeceklerin KDV'si indirilemez' algısının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Vergi mevzuatı, malın cinsinden ziyade harcamanın ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi ile olan bağına odaklanmaktadır.
• KDV Kanunu madde 29 ve 30 uyarınca, alkollü içeceklerin indirim dışı bırakıldığına dair bir kısıtlama bulunmamaktadır.
• GVK madde 40/1 kapsamında, ticari kazancın elde edilmesi için yapılan genel giderlerde malın türüne (alkollü/alkolsüz) bakılmaksızın gider yazılabilir.
• Restoran, bar ve otel gibi işletmelerde satışa konu alkollü içecek alımlarının KDV'si doğrudan indirim konusu yapılabilir.
• Müşteri ağırlama, şirket etkinlikleri veya hediyeleşme amacıyla yapılan alımlarda, harcamanın iş ile ilgisi ispatlanabiliyorsa KDV indirimi mümkündür.
• Şahsi tüketim amaçlı yapılan alkol harcamaları, ticari kazançla ilgili olmadığından gider ve KDV indirimi kapsamı dışındadır.
• Bir harcama Kanunen Kabul Edilmeyen Gider (KKEG) olarak kabul ediliyorsa, bu harcamaya ait KDV de indirim konusu yapılamaz.
İşletmeler, alkollü içecek harcamalarını yaparken harcamanın ticari faaliyetle bağını ve işin hacmiyle orantılılığını ispatlayabilecek belgeleri muhafaza etmelidir.
Vergi
Tazminatların gider yazılmasında son durum
İşletmelerin ödediği tazminatların kurumlar vergisi matrahından gider olarak düşülüp düşülemeyeceği konusunda yargı kararlarıyla şekillenen kritik bir tartışma yaşanmaktadır. Özellikle 'suç' ve 'kusur' kavramları arasındaki fark, tazminatların vergi matrahından indirilip indirilemeyeceğini belirleyen temel unsur haline gelmiştir.
• Genel kural: Sözleşme, mahkeme veya kanun gereği ödenen tazminatlar gider yazılabilir.
• İstisna: Kurumun, ortakların, yöneticilerin veya çalışanların suçlarından doğan tazminatlar gider yazılamaz.
• Danıştay VDD Kurulu (24.12.2025 tarihli karar): Kanun'un sadece 'suç' kavramını kullandığını, suç teşkil etmeyen ancak 'kusur' içeren fiillerden doğan tazminatların gider yazılabileceğine hükmetmiştir.
• Uyuşmazlık noktası: Gelir İdaresi 'kusur' kavramını esas alırken, Danıştay'ın bazı daireleri kanundaki 'suç' ibaresine bağlı kalarak kusurlu davranışları gider kapsamına dahil etmektedir.
• İş kazaları özelinde: İş kazalarından kaynaklanan tazminatların gider yazılabilmesi için fiilin suç teşkil edip etmediğinin ayrıca araştırılması gerekmektedir.
Mali müşavirler, tazminat ödemelerinde fiilin sadece bir kusur mu yoksa hukuki anlamda bir suç mu olduğunu netleştirmeli ve vergi incelemelerinde risk almamak için yargı kararlarındaki 'suç-kusur' ayrımını dosyalarda belgelemelidir.
KDV
Mal iadelerinde KDV Tevkifatı Nasıl Uygulanır
KDV tevkifatı uygulanan işlemlerde mal iadesi gerçekleştiğinde, vergi düzeltme işlemlerinin hangi tutar üzerinden yapılacağına dair teknik bir açıklama yapılmıştır. Bu düzenleme, iade edilen malın KDV tutarının tamamı yerine sadece tevkifata tabi tutulmayan kısmının düzeltilmesini esas almaktadır.
• Mal iadelerinde KDV düzeltmesi, işlem bedeli üzerinden hesaplanan verginin tevkifata tabi tutulmayan kısmı üzerinden yapılır.
• Örnek senaryoda 500.000 TL'lik pamuk tesliminde 50.000 TL KDV hesaplanmış; bunun 5.000 TL'si satıcıya ödenmiş, 45.000 TL'si ise alıcı tarafından tevkif edilmiştir.
• Malın 1/5'i iade edildiğinde, iadeye konu olan KDV tutarı 1.000 TL olarak hesaplanmıştır.
• İade durumunda sadece tevkifata tabi tutulmayan 1.000 TL'lik kısım için defter kayıtlarında düzeltme işlemi gerçekleştirilir.
• Daha önce tevkif edilerek sorumlu sıfatıyla beyan edilen ve ödenen tutarlar için yeniden bir düzeltme işlemi yapılmaz.
İade faturaları düzenlenirken ve muhasebe kayıtları yapılırken, tevkif edilen KDV tutarı ile tevkif edilmeyen KDV tutarı ayrıştırılmalı; düzeltme sadece tevkifata tabi olmayan kısım üzerinden yapılmalıdır.
Vergi
İndirimli Oranlı KDV İadesinde Süre Geçtikten Sonra Yüklenim Listesinin Değiştirilmesi Halinde KDV İadesi Nasıl Etkilenir?
KDV iade taleplerinde hak düşürücü sürelerin değişimi ve bu süreler geçtikten sonra yapılan düzeltme işlemlerinin hukuki geçerliliği ele alınmaktadır. Özellikle indirimli oran uygulamalarında iade talebinin hangi tarihlere kadar yapılabileceği kritik önem taşımaktadır.
• Genel vergi zamanaşımı süresi 5 yıl olarak uygulanmaya devam etmektedir.
• 7104 sayılı Kanun ile KDV iade taleplerinde hak düşürücü süre 5 yıldan, işlemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar olmak üzere 2 yıla indirilmiştir.
• 01.01.2019 öncesi dönemler için 5 yıllık genel zamanaşımı süresi geçerlidir.
• 01.01.2019 sonrası dönemlerde iade hakkı doğuran işlemi izleyen ikinci takvim yılı geçtikten sonra düzeltme beyannamesi ile iade talep edilemez veya tutar artırılamaz.
• İndirimli orana tabi işlemlerde iade talebi, işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonuna kadar standart iade talep dilekçesiyle yapılmalıdır.
• Süre geçtikten sonra sadece belgelerdeki eksikliklerin tamamlanması mümkündür; ancak düzeltme beyannamesi ile yeni iade talebi veya tutar artırımı yapılamaz.
Mali müşavirler, indirimli oranlı işlemlerden kaynaklanan KDV iadelerini, işlemin yapıldığı yılı takip eden yılın sonuna kadar mutlaka beyan etmeli ve dilekçelerini vermelidir; süre geçtikten sonra yüklenim listesi değişikliği ile iade artırımı yapmaya çalışmak risklidir.
Vergi
Vergi Matrahını Azaltmaya Yönelik Hata, Hile ve Eksiklikler
Vergi matrahının hileli yöntemlerle düşürülmesi, Türk Vergi Usul Kanunu kapsamında doğrudan kaçakçılık suçu olarak tanımlanmaktadır. Bu tür işlemler sadece mali cezalarla değil, aynı zamanda ağır hapis cezalarını da içeren hukuki yaptırımlarla sonuçlanmaktadır.
• Vergi matrahını azaltmaya yönelik hileli işlemler VUK kapsamında kaçakçılık suçu sayılır.
• Hileli işlemler ağır hukuki ve cezai yaptırımlara tabidir.
Mükelleflerin vergi matrahını manipüle eden işlemlerden kaçınması ve tüm kayıtların VUK'a uygun, gerçek işlemlere dayalı tutulması hayati önem taşımaktadır.
Vergi
NAKDİ SERMAYE ARTIŞINDAN KAYNAKLI FAİZ İNDİRİMİ HESAPLAMASINDA PASİF NİTELİKLİ GELİRİN TESPİTİ ve ÖRNEK UYGULAMA
Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında uygulanan nakdi sermaye artışından kaynaklı faiz indirimi müessesesinde, indirimin geçerliliği için kritik bir eşik olan 'pasif nitelikli gelir' ayrımı önem arz etmektedir. Şirketlerin bu indirimden yararlanabilmesi için pasif nitelikli gelirlerinin toplam gelirleri içindeki payının yüzde 25'i aşmaması gerekmektedir.
• İndirimden yararlanma şartı: 01.07.2015 tarihinden itibaren tescil edilen nakdi sermaye artışları.
• İndirim oranı: TCMB tarafından açıklanan ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranının %50'si.
• Pasif nitelikli gelir sınırı: Şirket gelirlerinin %25 veya fazlası pasif nitelikli gelirlerden oluşursa indirim oranı %0 olarak uygulanır.
• Pasif nitelikli gelir unsurları: Faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti ve menkul kıymet satış gelirleri.
• Kritik ayrım: Ticari faaliyetlerden (alıcılar, satıcılar vb.) kaynaklanan kur farkı gelirleri pasif nitelikli gelir sayılmamalıdır.
• İndirim hesaplama formülü: Nakdi sermaye artışı × Ticari krediler faiz oranı × İndirim oranı × Süre.
Mali müşavirler, indirim hesaplaması yaparken pasif gelir oranını belirlemek için 64 numaralı hesap kalemini detaylı analiz etmeli ve ticari kaynaklı kur farklarını pasif gelir kapsamı dışında tutmalıdır.
KDV
Demir-Çelik Ürünlerinin Tesliminde KDV Tevkifatı
Demir-çelik ve alaşımlarından mamul ürünlerin belirli gruplara tesliminde uygulanacak KDV tevkifatı oranları ve kapsamı netleşti. Bu düzenleme, ürünün üretim yöntemine ve türüne göre tevkifat uygulamasının başlayıp başlamayacağını belirlemektedir.
• Belirtilen demir-çelik ürünlerinin kapsama giren alıcılara tesliminde 5/10 oranında KDV tevkifatı uygulanır.
• Cevherden üretilen ürünlerin üreticiler tarafından yapılan ilk tesliminde ve ithalatçılar tarafından yapılan teslimlerde tevkifat uygulanmaz.
• Hurdadan veya diğer hammaddelerden üretilen ürünlerde, ilk üreticinin teslimi dahil her safhadaki el değiştirmede tevkifat uygulanması zorunludur.
• Kapsama giren ürünler arasında çubuk, inşaat demiri, profil, boru, levha ve sıcak/soğuk haddelenmiş yassı ürünler yer almaktadır.
• Kapı, vida, somun, kilit, menteşe ve rulman gibi demir-çelikten mamul eşya teslimlerinde tevkifat uygulanmaz.
İşletmeler, sattıkları ürünün üretim kaynağını (cevher mi yoksa hurda mı) ve ürünün niteliğini (mamul eşya mı yoksa temel ürün mü) kontrol ederek doğru tevkifat oranını uygulamalıdır.
Mevzuat
Vergi İncelemesi Kapıyı Çalmadan Önce! İşletmelerde İç Kontrol Kültürü
Vergi incelemeleri sadece beyanname verilmesi ve verginin ödenmesiyle sınırlı bir süreç değildir. İşletmelerin vergi güvenliğini sağlaması için satın almadan finansa kadar tüm birimlerin entegre bir iç kontrol kültürü oluşturması ve her işlemin ekonomik içeriğini ispatlayabilmesi gerekmektedir.
• Vergi Usul Kanunu Madde 134 uyarınca incelemenin temel amacı, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmektir.
• Alış faturalarında sadece belgenin varlığı yeterli değildir; sipariş, taşıma belgesi, depo giriş fişi ve ödeme kanıtı gibi yan belgelerle işlem bütünlüğü sağlanmalıdır.
• Hizmet alımlarında (danışmanlık, bakım vb.) işin kapsamını gösteren rapor, yazışma veya servis formu gibi somut çıktılar saklanmalıdır.
• Stok yönetiminde fire oranları keyfi belirlenmemeli; üretim tekniği ve gerçekleşen verilere dayalı, açıklanabilir bir yapıda olmalıdır.
• Banka hareketlerinde gelen her tutarın hasılat, çıkan her tutarın ise gider olmadığı; kredi, sermaye veya avans gibi ayrışmaların belgelerle kanıtlanması gerekir.
• Kasa bakiyesi ile banka kredisi kullanımı arasındaki çelişkiler, kayıt dışı ödemeler veya ortak kullanımı açısından denetlenmelidir.
İşletmeler, vergi incelemesi gelmeden önce tüm departmanlar arası bilgi akışını kontrol etmeli ve her muhasebe kaydının arkasına ekonomik bir gerçeklik ve destekleyici belge koymalıdır.
Mevzuat
268 Birikmiş Amortismanlar (-) Hesabı Muhasebe Kaydı
Bu içerik, Tekdüzen Hesap Planı'nda yer alan 268 Birikmiş Amortismanlar (-) hesabının işleyişi ve muhasebe kayıt süreçlerini ele almaktadır. Maddi duran varlıkların değer düşüşlerinin takibi açısından kritik öneme sahip olan bu hesap, bilançonun aktifinde düzenleyici bir hesap olarak yer alır.
• 268 Birikmiş Amortismanlar (-) hesabı, aktif karakterli bir düzenleyici hesaptır.
• Hesap, bilançonun aktif kısmında eksi (-) değerle gösterilerek ilgili duran varlığın net defter değerini bulmaya yarar.
• Amortisman giderlerinin tahakkuku ile ilgili hesaplar arasındaki ilişki ve kayıt düzeni anlatılmaktadır.
• Duran varlıkların maliyet bedeli ile birikmiş amortismanları arasındaki farkın net değer üzerindeki etkisi vurgulanmaktadır.
Mali müşavirler ve muhasebe personeli, duran varlıkların amortisman ayırma işlemlerinde 257 Birikmiş Amortismanlar ile 268 hesabı arasındaki farkları ve kullanım amaçlarını doğru ayırt etmelidir.
Vergi
Yabancı Dil Sınav Ücreti Vergiden Düşülebilir mi? Gelir Vergisinde Eğitim Gideri İndirimi Hakkında Önemli Bilgiler
Gelir vergisi mükelleflerinin çocukları için yaptıkları eğitim harcamalarını matrahtan düşme hakkı, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın verdiği güncel bir özelge ile sınırlandırıldı. Özellikle yabancı dil sınav ücretlerinin eğitim gideri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusu netlik kazandı.
• 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca eğitim giderleri, beyan edilen gelirin %10'unu aşmamak şartıyla indirilebilir.
• İndirim yapılabilmesi için harcamaların Türkiye'de yapılması ve tevsik edici belgelerle kanıtlanması zorunludur.
• YDS, TOEFL ve IELTS gibi yabancı dil seviye belirleme sınav ücretleri, tek başına bir eğitim gideri olarak kabul edilmemektedir.
• 255 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği kapsamında; okul, kreş, dershane, kurs, servis, kitap, kırtasiye ve yurt ödemeleri indirim kapsamındadır.
• Sınav ücretleri doğrudan bir eğitim kurumu harcaması sayılmadığı için yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılamaz.
Mükellefler, çocukları adına ödedikleri sınav ücretlerini gider olarak beyan etmemeli; yalnızca tebliğde belirtilen okul, kurs ve kırtasiye gibi kalemlere odaklanmalıdır.
Vergi
Mali Müşavirin Personel Tedavi Harcamalarını Gider Yazması Mümkün mü?
İşletmelerin çalışanları için yaptığı sağlık ve tedavi harcamalarının vergi matrahından gider olarak düşülüp düşülemeyeceği konusu, Gelir Vergisi Kanunu çerçevesinde kritik bir öneme sahiptir. Bu haber, personel giderlerinin yönetimi ve vergi planlaması açısından sınırları belirlemektedir.
• Personel tedavi giderlerinin doğrudan gider yazılabilmesi için harcamanın işin idamesi ve personelin sağlığı ile doğrudan ilgili olması gerekir.
• İşveren tarafından karşılanan sağlık giderleri, personelin ücretinin bir unsuru olarak kabul edilerek bordrolaştırılmalıdır.
• Harcamaların gider yazılabilmesi için mutlaka fatura veya perakende satış fişi gibi yasal bir belgeye dayanması şarttır.
• Şahsi sağlık giderlerinin doğrudan şirket gideri olarak kaydedilmesi, vergi incelemelerinde 'kanunen kabul edilmeyen gider' (KKEG) riski taşır.
İşverenler, personel adına yapılan sağlık harcamalarını doğrudan gider yazmak yerine, bu tutarları ücret ödemesi kapsamında değerlendirip bordroya dahil ederek vergi riskini minimize etmelidir.
Mevzuat
Cumhuriyet Bayramı Öncesi Telafi Çalışması Gündeme Geldi
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatili öncesinde özel sektör işletmelerinin uygulayabileceği idari izin ve telafi çalışması yöntemleri gündeme geldi. İşverenlerin tatil süresini uzatması durumunda yasal çerçevede telafi çalışması yaptırabilmeleri için belirli kurallara uymaları gerekiyor.
• Telafi çalışması, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 64. maddesi uyarınca yapılabilir.
• Telafi çalışması süresi, çalışılmayan sürenin üzerinden itibaren 4 ay içinde tamamlanmalıdır.
• Günlük telafi çalışması süresi 3 saati aşamaz ve toplam günlük çalışma süresi 11 saati geçemez.
• Telafi çalışmaları hafta tatillerinde veya diğer resmi bayram günlerinde yaptırılamaz.
• İşveren, telafi çalışmasının nedenini ve başlangıç tarihini işçilere önceden bildirmek zorundadır.
• Telafi çalışması yapılan süreler için ayrıca ücret, vergi veya SGK primi ödenmez.
İşverenler tatil nedeniyle verilen izinleri ya ücretli izin (yıllık/mazeret) olarak tanımlamalı ya da 4 aylık süre içinde, günlük 3 saati aşmayacak şekilde ve işçiye önceden bildirmek şartıyla telafi çalışması olarak uygulamalıdır.
KDV
Üniversite Bünyesinde Araştırma Projeleri İçin Sunulan Analiz, Ölçüm ve Laboratuvar Hizmetlerinin KDV karşısındaki Durumu
Üniversite bünyesindeki araştırma merkezlerinin dış kurumlara sunduğu analiz ve laboratuvar hizmetlerinin KDV istisnası kapsamında olup olmadığı konusu netleşti. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yaklaşımıyla bu hizmetlerin ticari niteliği ve vergilendirme usulü belirlenmiş oldu.
• Üniversite dışındaki araştırmacılara sunulan analiz, ölçüm ve laboratuvar hizmetleri KDV'den istisna değildir.
• Söz konusu hizmetler KDV Kanunu'nun 17/1-a maddesindeki 'ilim ve fenni yayma' istisnası kapsamında değerlendirilmemektedir.
• Hizmetlerin piyasa koşullarında ve ücret karşılığı sunulması, ticari/iktisadi faaliyet niteliği taşıdığı gerekçesiyle vergiye tabidir.
• Üniversite dışına verilen bu hizmetler için genel KDV oranı olan %20 uygulanmalıdır.
• Bu faaliyetler üniversite bünyesinde bir iktisadi işletme faaliyeti olarak mütalaa edilmektedir.
Üniversite bünyesinde laboratuvar hizmeti veren birimler, dışarıya kestikleri faturalarda yüzde yirmi oranında KDV hesaplamalı ve bu işlemleri iktisadi işletme kapsamında takip etmelidir.
Mevzuat
10. Muhasebe ve Denetim Standartları Çalıştayı Sonuçları
Bursa YMM Odası'nda düzenlenen 10. Muhasebe ve Denetim Standartları Çalıştayı, mesleğin önde gelen akademisyenleri ve uzmanlarının katılımıyla tamamlandı. Etkinlikte güncel finansal raporlama standartları ve teknik uygulamalar detaylıca ele alındı.
• TMS 32 kapsamında TFRS ve BOBİ FRS hisse senedi yatırımları konusu işlendi.
• İşletme birleşmeleri, büyüme yolları ve TFRS 11 standartları üzerine teknik sunumlar yapıldı.
• Kamu Gözetimi Kurumu uzmanları tarafından KAGİ FRS üzerine kapsamlı açıklamalar sunuldu.
• Finansal raporlama standartlarının yerelleştirilmesi ve dünya standartlarına katkı sağlanması gerekliliği tartışıldı.
Mesleki gelişim için güncel TFRS, BOBİ FRS ve KAGİ FRS uygulamalarının yakından takip edilmesi önem arz etmektedir.
Bu gündem her sabah 07:00'de hazır.
Montan News iPhone uygulaması: önem sırasına dizilmiş özetler, sesli anlatım, kaynağa tek dokunuş. Ücretsiz ve reklamsız.
App Store'dan indir
Bu sayfadaki özetler bilgilendirme amaçlıdır ve kaynağından teyit edilmelidir; resmî vergi veya mevzuat danışmanlığı yerine geçmez. Her özetin altında kaynağın asıl sayfası bağlantılıdır.
Bugünün gündemi → · Arşiv