Vergi
Limited Şirketten A.Ş.’ye Tür Değişikliğinde Devreden KDV: İnceleme Şartı ve İndirim Dönemi
Limited şirketlerin anonim şirkete dönüşmesi gibi tür değişikliği işlemlerinde, devreden KDV tutarlarının yeni şirket tarafından indirim konusu yapılabilmesi artık vergi incelemesi şartına bağlanmıştır. 7524 sayılı Kanun ile getirilen bu düzenleme, tür değişikliği sonrası KDV bakiyesinin doğrudan kullanılamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
• Tür değişikliği, bölünme veya infisah durumunda devreden KDV'nin indirilmesi için vergi incelemesi yapılması zorunludur.
• Yeni şirket, devreden KDV'yi kullanabilmek için bağlı bulunduğu vergi dairesine inceleme talebi içeren bir dilekçe ile başvurmalıdır.
• İnceleme süreci, Vergi Usul Kanunu'ndaki zamanaşımı sürelerinden bağımsız olarak yürütülecektir.
• KDV indirimi, vergi inceleme raporunun vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihi kapsayan dönem beyannamesinde yapılabilir.
• Düzenleme 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe girmiş, uygulama detayları ise 31 Ekim 2024 tarihli 52 Seri No.lu Tebliğ ile açıklanmıştır.
Tür değişikliği yapacak işletmeler, devreden KDV tutarlarını doğrudan indirim konusu yapmamalı; öncelikle vergi dairesine inceleme talebinde bulunarak rapor sonucunu beklemelidir.
Vergi
Yatırım Teşvik Belgesi Revize Edilen Şirketlerin Hakları Korunuyor Mu? İndirimli Kurumlar Vergisinde Güncel Yaklaşım
Yatırım teşvik belgelerinde yapılan revizyonların, yeni getirilen yurt içi asgari kurumlar vergisi karşısındaki durumu ve kazanılmış hakların korunması kritik bir hukuki tartışma haline gelmiştir. Özellikle 7524 ve 7555 sayılı Kanunlar ile değişen rejimde, revize edilen tutarların vergi avantajından yararlanıp yararlanamayacağı konusu netleşmektedir.
• 7524 sayılı Kanun ile getirilen yurt içi asgari kurumlar vergisi (KVK m. 32/C), indirimli kurumlar vergisi avantajını sınırlayan temel eşiktir.
• 2 Ağustos 2024 tarihinden sonra yapılan belge revizeleri, artırılan tutarlar bakımından asgari kurumlar vergisi korumasından yararlanamamaktadır.
• 25 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği, revizyon sonucu oluşan artışların vergi hesaplamasına dahil edilmemesi yönünde düzenleme getirmiştir.
• Yeni teşvik rejiminde geçiş tarihi olarak, 7555 sayılı Kanun tasarısının komisyona sunulduğu 16 Haziran 2025 tarihi milat kabul edilmiştir.
• 16 Haziran 2025 öncesinde düzenlenmiş ve reddedilmemiş eski belgeler için kazanılmış haklar korunmaya devam edecektir.
• KVK m. 32/A uyarınca yürütme organına, indirim oranlarını sıfıra kadar indirme veya yüzde yüz artırma yetkisi bulunmaktadır.
Mükellefler, yatırım teşvik belgelerinde revizyon yaparken 2 Ağustos 2024 ve 16 Haziran 2025 tarihlerindeki kritik eşikleri dikkate almalı; hak kaybı riski olan durumlarda ihtirazi kayıtla beyanda bulunmalıdır.
Vergi
Danıştay'dan şirketleri üzecek karar!
Danıştay, emisyon primli sermaye artırımlarında nakdi sermaye faiz indiriminden yararlanılıp yararlanılamayacağı konusundaki tartışmalı meselede kritik bir karar verdi. Bu karar, emisyon primi üzerinden vergi avantajı bekleyen şirketlerin önemli bir indirim hakkını kaybetmesine neden oldu.
• Nakdi sermaye artırımı faiz indirimi, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında uygulanmaktadır.
• İndirim tutarı, TCMB tarafından açıklanan ağırlıklı yıllık ortalama ticari kredi faiz oranının %50'si üzerinden hesaplanmaktadır.
• İndirimden yararlanma süresi, ödemenin yapıldığı yıl dahil toplam 5 hesap dönemi ile sınırlıdır.
• Danıştay kararıyla, sermaye olarak tescil edilmeyen emisyon primleri üzerinden nakdi sermaye indirimi hesaplanması mümkün görülmemiştir.
• Emisyon primlerinin daha sonra sermayeye ilave edilmesi durumu da öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesi kapsamında değerlendirilmektedir.
• Bilanço içi kalemlerin mahsubu, nakit dışı varlık devirleri ve kredi kullanılarak yapılan sermaye artışları indirim hesabına dahil edilemez.
Şirketlerin sermaye artırımı planlarken emisyon primi üzerinden faiz indirimi hesaplamaması ve sadece banka hesaplarına nakit olarak yatırılan tutarları baz alması gerekmektedir.
Mevzuat
Vergi Kaçakçılığı Suçlarında Etkin Pişmanlık Müessesesi
Vergi Usul Kanunu kapsamında düzenlenen vergi kaçakçılığı suçlarında, failin pişmanlık göstererek zararı telafi etmesi durumunda ceza indirimi veya cezanın kaldırılmasını sağlayan 'etkin pişmanlık' müessesesi hakkında önemli bilgiler paylaşılmaktadır. Bu düzenleme, özellikle sahte belge kullanımı gibi suçlarda kamu zararının azaltılmasını amaçlamaktadır.
• Vergi kaçakçılığı suçları VUK'un 359. maddesinde düzenlenmiş olup sahte belge düzenleme veya kullanma en yaygın suç tipidir.
• Vergi kaçakçılığı suçunun oluşması için mutlaka bir vergi ziyaı (kaybı) oluşması şart değildir; vergi kaybı olmasa dahi suç oluşabilir.
• Etkin pişmanlık hükümleri, 7394 sayılı Kanun ile VUK 359. maddeye eklenen düzenlemelerle vergi ceza hukuku kapsamına alınmıştır.
• VUK 371. madde uyarınca, kamu makamları suçu öğrenmeden önce yapılan bildirimlerde vergi ziyaı cezası kesilmemektedir.
• Pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için mükellef hakkında resmi bir ihbar bulunmaması ve vergi incelemesine başlanmamış olması şarttır.
• Pişmanlık sürecinde beyannamelerin on beş gün içinde verilmesi veya düzeltilmesi ve gecikme zammı ile birlikte ödenmesi gerekmektedir.
Mükellefler, vergi incelemesi başlamadan veya ihbar edilmeden önce hatalarını fark ederlerse, pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanarak ağır hapis cezaları ve vergi ziyaı cezalarından kurtulabilirler.
Vergi
Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Hakkında Genel Değerlendirme
OECD tarafından geliştirilen Pillar Two düzenlemeleri kapsamında Türkiye'de hayata geçen Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi, çok uluslu şirketlerin vergi yükümlülüklerinde yeni bir dönem başlatıyor. Bu düzenleme, büyük şirket gruplarının faaliyet gösterdikleri ülkelerde en az yüzde 15 oranında vergi ödemesini hedefleyen kritik bir mekanizmadır.
• Asgari vergi oranı: %15
• Düzenleme kapsamı: Belirli büyüklükteki çok uluslu şirket grupları
• Etkileyen unsurlar: Vergi teşvikleri, ertelenmiş vergiler ve farklı muhasebe uygulamaları
• Gereksinim: Muhasebe, finans, hukuk ve bilgi teknolojileri departmanları arası koordinasyon
Uluslararası faaliyet gösteren şirketler, vergi risklerini yönetmek için veri toplama ve raporlama süreçlerini şimdiden gözden geçirmeli ve yıl boyu vergi pozisyonlarını takip etmelidir.
Vergi
Sel ve Su Baskını Mücbir Sebeplerinde Hasarlı Stoklar, Demirbaşlar ve Sigorta Tazminatlarının Vergisel Yönetimi
Sel ve su baskını gibi doğal afetler sonucu işletmelerin stok ve demirbaşlarında meydana gelen hasarların vergisel yönetimi, doğru ispat ve kayıt süreçleri gerektirmektedir. Mücbir sebep ilan edilmeyen durumlarda, işletmelerin hak kaybına uğramaması için resmi tutanaklarla hasarı belgelendirmesi ve ilgili vergi mevzuatına uygun hareket etmesi kritik önem taşır.
• VUK 278 uyarınca sel nedeniyle değeri düşen stoklar, emsal bedeli ile değerlenerek maliyet ile yeni bedel arasındaki fark doğrudan gider yazılabilir.
• Sel sebebiyle yıpranan makine ve tesisler için vergi dairesine dilekçe verilmesi şartıyla fevkalade amortisman ayrılması mümkündür.
• KDVK 30/c maddesi istisnasıyla, deprem ve sel sonucu tamamen zayi olan malların KDV'si indirimlerden çıkarılmaz ve ilave edilecek KDV olarak beyan edilmez.
• Fiziki bütünlüğünü koruyan ancak değeri düşen mallar 'zayi mal' sayılmaz; Takdir Komisyonu kararıyla değer düşürülse dahi yüklenilen KDV indirim konusu yapılmaya devam edilir.
• Faydalı ömrünü tamamlamamış demirbaşların zayi olması durumunda, kalan ömre isabet eden KDV tutarı ilave edilecek KDV olarak beyan edilmelidir.
• Sigorta tazminatının, hasarlı varlığın kayıtlı değerinden yüksek olması durumunda aradaki fark 'Diğer Olağanüstü Gelir ve Kârlar' olarak vergilendirilir.
Mükellefler, sel hasarlarını itfaiye, AFAD veya kolluk kuvveti tutanaklarıyla mutlaka belgelemeli; stok değer düşüklüğü ve fevkalade amortisman için ilgili vergi dairesine başvurmalıdır.
Vergi/SGK/Mevzuat
2026 Huzur Hakkı: Ortak ve Müdür Ödemelerinde Vergi ve SGK
Şirket ortaklarına ve müdürlerine ödenen huzur haklarının hukuki dayanağı, vergilendirilmesi ve SGK uygulamaları hakkında kritik düzenlemeler bulunmaktadır. Ödemelerin sadece yönetim kurulu kararıyla değil, Türk Ticaret Kanunu'ndaki yetki sınırlarına uygun şekilde genel kurul kararlarına dayandırılması gerekmektedir.
• TTK Madde 394 uyarınca A.Ş. yönetim kurulu üyelerinin mali hakları esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmelidir.
• Limited şirketlerde müdür ücretleri, TTK Madde 616/1-f uyarınca genel kurulun devredilemez yetkisindedir.
• Huzur hakkı ödemeleri, GVK Madde 61 kapsamında 'ücret' niteliğindedir.
• 2026 yılı için aylık brüt asgari ücret 33 bin 30 lira, net asgari ücret ise 28 bin 75 lira olarak hesaplanmıştır.
• Gelir vergisi istisnası, asgari ücretin net tutarı olan 28 bin 75 lira üzerinden hesaplanmaktadır.
• İlişkili kişilerle yapılan ödemelerde emsallere uygunluk ilkesi ve transfer fiyatlandırması kuralları geçerlidir.
Huzur hakkı ödemelerinde karar defteri kayıtlarının genel kurul yetkilerine uygun tutulması, ödemenin net veya brüt olarak açıkça belirtilmesi ve asgari ücret istisnasının hesaplanırken kümülatif matrahın dikkate alınması hayati önem taşır.
Vergi/SGK/Bordro
2026 Yol Parası İstisnası: 158 TL, Gelir Vergisi, Damga Vergisi ve SGK Uygulaması
2026 yılı için çalışanlara sağlanan ulaşım desteklerindeki vergi ve SGK istisna sınırları netleşti. İşverenlerin nakit ödemeler ile ayni (kart/bilet) yardımlar arasındaki ayrımı doğru yapması, hatalı vergi ve prim tahakkuklarını önlemek açısından kritik önem taşıyor.
• 2026 yılı günlük ulaşım istisna tutarı: 158 TL (Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/10).
• Nakit yol yardımları: Gelir vergisi ve SGK prim istisnası kapsamında değildir; tamamı prime esas kazanca dahil edilmelidir.
• Ayni ulaşım desteği: Sadece toplu taşımada kullanılabilen ve nakde çevrilemeyen kart/bilet yüklemeleri istisna kapsamındadır.
• Servis hizmeti: İşverenin sağladığı servis giderleri günlük 158 TL sınırına tabi değildir.
• Damga Vergisi: Şartlara uygun ulaşım istisnasının uygulandığı ücret kâğıtlarında damga vergisi istisnası mevcuttur.
• Kullanım şartı: Ulaşım kartlarının sadece ulaşım amaçlı olması ve başka alışverişlerde kullanılmasının teknik olarak engellenmesi gerekmektedir.
İşverenler, yol yardımını nakit olarak ödemek yerine sadece ulaşımda kullanılabilen kartlar aracılığıyla sağlayarak vergi ve SGK maliyetinden tasarruf etmelidir.
Mevzuat
İşyerinde Fiziksel Saldırı: Haklı Fesih, Kamera Kaydı ve İşçi Hakları
İşyerinde bir çalışanın diğerine fiziksel saldırıda bulunması, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı tanımaktadır. Ancak bu sürecin hukuki geçerliliği, olayın somut delillerle ispatlanması ve kişisel verilerin korunması kurallarına uyulmasıyla doğrudan ilişkilidir.
• 4857 sayılı İş Kanunu Madde 25/II-d uyarınca, işçinin başka bir işçiye sataşması haklı fesih nedenidir.
• Haklı fesih durumunda işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmez; ancak ödenmemiş ücret, fazla mesai ve yıllık izin alacakları ödenmelidir.
• Fesih yetkisi kullanılarak öğrenmeden itibaren 6 iş günü ve fiilden itibaren 1 yıl içinde işlem yapılmalıdır.
• Kamera kayıtları kişisel veri niteliğinde olduğundan, sadece hukuki bir hakkın tesisi amacıyla ve amaçla sınırlı olarak kullanılmalıdır.
• Delil bütünlüğü için kamera kayıtlarının orijinali korunmalı, inceleme kopyası oluşturulmalı ve olay akışı (öncesi ve sonrası) birlikte değerlendirilmelidir.
• Disiplin süreçlerinde mağdur, tanık ve saldırı isnadı yapılan çalışanın savunması mutlaka alınmalıdır.
İşverenler, fiziksel saldırı sonrası fesih yaparken kamera kayıtlarını KVKK'ya uygun yönetmeli, 6 iş günlük hak düşürücü süreyi kaçırmamalı ve tüm alacak hesaplamalarını bordro kayıtlarıyla uyumlu şekilde yapmalıdır.
Vergi
BSMV Mükellefi Şirketlerde Sabit Kıymet İadesi: KDV ve Belge Düzeni
Sadece BSMV mükellefiyeti bulunan ve KDV mükellefiyeti olmayan şirketlerin, satın aldıkları sabit kıymetleri iade etmeleri durumunda izlemeleri gereken özel belge düzeni ve vergilendirme usulü açıklanmıştır. Bu düzenleme, iade işleminin yeni bir satış gibi değil, bir matrah düzeltmesi olarak ele alınmasını sağlar.
• BSMV mükellefi şirketlerin mal iadesi için KDV mükellefiyeti açtırmasına gerek yoktur.
• İade işlemi için KDV Genel Uygulama Tebliği III/C-6.2 uyarınca özel bir iade belgesi (dekont vb.) düzenlenmelidir.
• Düzenlenecek belgede malın alış faturası tarihi ve numarası mutlaka belirtilmelidir.
• Belgedeki toplam tutar KDV dahil olarak gösterilmeli ve belgede ilgili tebliğ maddesine atıf yapılmalıdır.
• İade eden BSMV mükellefi, belgedeki KDV tutarını KDV beyannamesi ile beyan etmez; KDV dahil toplam tutarı hasılat olarak kaydeder.
• Malı iade alan firma, KDV tutarını iç yüzde yöntemiyle hesaplayarak indirilecek KDV olarak dikkate alır.
BSMV mükellefi şirketler, sabit kıymet iadelerinde fatura kesmek yerine tebliğde belirtilen özel açıklamalı iade belgesi düzenlemeli ve KDV'yi beyannameye dahil etmemelidir.
Bordro
Fazla Sürelerle Çalışma Uygulaması
4857 sayılı İş Kanunu kapsamında sıkça karıştırılan 'fazla sürelerle çalışma' ve 'fazla çalışma' kavramları arasındaki farklar netleşti. Sözleşme ile belirlenen haftalık çalışma süresinin 45 saatin altında olduğu durumlarda uygulanan bu yöntem, ücret hesaplama ve serbest zaman hakları bakımından kritik önem taşıyor.
• Fazla sürelerle çalışma: Haftalık çalışma süresinin sözleşmeyle 45 saatin altında belirlenmesi durumunda, bu süreyi aşan ancak 45 saate kadar olan çalışmalar.
• Ücret artış oranı: Fazla sürelerle çalışılan her bir saat için normal saatlik ücretin yüzde 25 zamlı hali ödenir.
• Fazla çalışma sınırı: Haftalık çalışma süresi 45 saati aştığı anda, 45 saati aşan kısım artık 'fazla sürelerle çalışma' değil, yüzde 50 zamlı 'fazla çalışma' statüsüne geçer.
• Serbest zaman hakkı: İşçi, fazla sürelerle çalıştığı her bir saat karşılığında bir saat 15 dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.
• Kısmi süreli çalışma yasağı: Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilerin fazla sürelerle çalışma yapması yönetmelik gereği yasaktır.
• Onay ve kayıt zorunluluğu: Fazla sürelerle çalışma için işçinin yazılı onayı alınmalı ve bu onay işçi özlük dosyasında saklanmalıdır.
İşverenlerin bordro hesaplamalarında 45 saate kadar olan artışları yüzde 25, 45 saati aşan kısımları ise yüzde 50 zamlı hesaplaması ve kısmi süreli çalışanlarda bu uygulamadan kaçınması gerekmektedir.
Bordro
Cumhuriyet Bayramı Çalışan İşçi Haklarını Alır
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve 28 Ekim yarım gün arife tatili döneminde işçilerin çalışma hakları ile ücret ödeme esasları 2429 sayılı Kanun çerçevesinde düzenlenmiştir. İşverenlerin bu süreçte yapacağı hatalı uygulamalar, işçiye haklı nedenle fesih imkanı tanıyabilir.
• 28 Ekim saat 13.00'ten itibaren arife tatili başlar; 29 Ekim tam gün resmi tatildir.
• İş sözleşmesinde hüküm yoksa, bayram günlerinde çalışma için işçinin onayı şarttır; onay alınmadan zorlama yapılamaz.
• Bayramda çalışmayan işçiye o günün ücreti tam ödenir; çalışan işçiye ise çalışılan her gün için ilave 1 günlük ücret ödenir.
• Ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları karşılığında serbest zaman veya telafi çalışması yaptırılamaz, ödeme nakit yapılmalıdır.
• Basın İş Kanunu'na tabi çalışanlar için bayram çalışmaları %50 artırımlı, gece çalışmaları ise %100 artırımlı ödenir.
• Hafta tatili ile bayram günü çakışırsa, işçiye %50 artırımlı ek ödeme yapılması gerekmektedir.
İşverenler, iş sözleşmelerindeki çalışma hükümlerini kontrol etmeli ve bayram mesailerini serbest zaman yerine mutlaka nakit olarak bordrolaştırmalıdır.
Vergi
Genç Girişimci İstisnası 5,3 Milyon TL'lik Sınır Aşıldığında Devreye Girer mi?
Sosyal içerik üreticiliği ve mobil uygulama geliştiriciliği kapsamında uygulanan %15'lik vergi tevkifatı, yıllık kazanç sınırının aşılması durumunda farklı bir boyuta taşınıyor. 2026 yılı için belirlenen 5,3 milyon TL'lik sınırın aşılmasıyla birlikte mükelleflerin beyanname verme yükümlülüğü doğarken, genç girişimci istisnası ile vergi avantajı devam edebiliyor.
• Sosyal içerik üreticiliği istisnası (Mükerrer 20/B) için 2026 yılı kazanç sınırı 5.300.000 TL olarak belirlendi.
• Bu sınır aşıldığında istisna kapsamından çıkılır ve kazancın tamamı yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil edilir.
• Sınırı aşan ve şartları taşıyan mükellefler, Genç Girişimci Kazanç İstisnası (Mükerrer 20) kapsamında avantajlarını koruyabilirler.
• Genç girişimci istisnası kapsamında 2026 yılı için kazanç istisnası tutarı 400.000 TL olarak uygulanacaktır.
• Genç girişimci istisnası, faaliyete başlanan takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca geçerlidir.
İçerik üreticileri, yıllık hasılatları 5,3 milyon lira sınırına yaklaştığında mutlaka bir mali müşavirle görüşerek beyanname verme ve genç girişimci istisnasından faydalanma süreçlerini planlamalıdır.
Vergi
Teknoparklarda Ücret Hesaplama Nasıl Yapılır?
Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren firmaların en büyük maliyet kalemi olan personel giderlerinde sağlanan gelir ve damga vergisi istisnaları, Ar-Ge kanununa göre çok daha avantajlı bir yapı sunmaktadır. Bu teşvikler, 31 Aralık 2028 tarihine kadar geçerliliğini korumaktadır.
• Gelir vergisi istisnası oranı Teknoparklarda tamamı (%100) iken, Ar-Ge kanununda %80 ile %95 arasında değişmektedir.
• Destek personeli sayısı, Ar-Ge personeli sayısının %10'unu aşamaz; küsuratlı hesaplamalar yukarı yuvarlanır.
• İstisna kapsamına Ar-Ge personeli, teknisyenler, yazılım ve destek personeli ile projelerde fiilen çalışan yöneticilerin huzur hakları dahildir.
• Prim, ikramiye ve yıllık izin gibi ödemeler istisna kapsamındayken; kıdem, ihbar ve ikâle tazminatları kapsam dışıdır.
• Haftalık 45 saati aşan çalışmalar istisna hesabına dahil edilmez.
• Bölge dışında yürütülen projeler için yöneticiye yapılacak bildirimle istisna uygulanabilir.
İşverenler, destek personeli sınırına dikkat etmeli ve tazminat ödemeleri ile ücret ödemelerini istisna hesaplamasında birbirinden net bir şekilde ayırmalıdır.
Vergi
'Gönüllü' düzeltmelerin ne kadarı gerçekten gönüllü yapıldı?
Vergi Denetim Kurulu'nun (VDK) sahte belge kullanımı riskine yönelik yürüttüğü 'İncelemeye Hazırlık Yazısı' uygulamasının ilk sonuçları açıklandı. Bu uygulama, vergi incelemesi başlamadan önce mükelleflere risklerini görme ve düzeltme imkanı tanıyarak gönüllü uyumu artırmayı hedefliyor.
• Sahte belge riski taşıyan 5.543 mükellefe e-tebligat yoluyla İncelemeye Hazırlık Yazısı gönderildi.
• 1.900 mükellef düzeltme beyannamesi vererek toplam 23,4 milyar TL tutarındaki faturayı kayıtlarından çıkardı.
• Mükellef başına düşen ortalama düzeltme tutarı 12 milyon TL'nin üzerinde gerçekleşti.
• 1.126 mükellef, riskli faturaları yazı gelmeden önce kendi isteğiyle kayıtlarından çıkardığını bildirdi.
• 622 mükellef ise düzeltme yapmadan sadece açıklama ve belge sundu.
• Uygulama VUK m.148 uyarınca bilgi isteme yetkisiyle, henüz bir vergi müfettişi görevlendirilmeden yürütüldü.
Mükellefler, inceleme başlamadan önce gelen risk bildirimlerini dikkate alarak VUK 371 kapsamında pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkanını değerlendirmeli ve sahte belge riskine karşı kayıtlarını kontrol etmelidir.
Mevzuat
SGK e-Tebligat Uygulaması
Sosyal Güvenlik Kurumu, tebligat süreçlerini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla e-Tebligat uygulamasını tüm illerde kullanıma açtı. Bu sistemle birlikte resmi bildirimler artık fiziksel posta yerine elektronik ortamda saniyeler içinde iletilebiliyor.
• Elektronik tebligat, muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
• 5510 sayılı Kanun uyarınca işverenler (4/a ve 4/c kapsamındaki sigortalıları çalıştıranlar) e-tebligat adresi almakla zorunludur.
• 01.10.2021 öncesi işveren olanlar için başvuru süresi dolmuş olup, henüz yapmayanların gecikmeksizin başvurması gerekmektedir.
• 01.10.2021'den sonra ilk kez işveren olanlar, sigortalı çalışmaya başladıkları ayı takip eden aydan itibaren 3 ay içinde e-Devlet üzerinden başvuru yapmalıdır.
• Tebligat gönderildiğinde muhatabın sistemde kayıtlı cep telefonu numarasına SMS veya e-posta yoluyla bilgilendirme yapılmaktadır.
• İsteğe bağlı olarak e-tebligat adresi almak isteyen işveren olmayan kişi ve kurumlar diledikleri tarihte başvuru yapabilirler.
İşverenlerin ve mali müşavirlerin, tebligat sürelerini kaçırmamak adına e-Devlet üzerindeki SGK e-Tebligat ekranını düzenli olarak kontrol etmeleri ve zorunlu kayıtlarını tamamlamaları kritik önem taşımaktadır.
Vergi
KKEG ve KDV İlişkisinin Vergi ve TFRS Boyutu
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (KKEG) ile bu giderlere ait KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı konusu, muhasebe kayıt teknikleri ile harcamanın vergisel mahiyeti arasındaki fark üzerinden ele alınmaktadır. Makale, KDV indirim hakkının hangi durumlarda korunabileceğini ve hangi durumlarda yasal olarak reddedilmesi gerektiğini teknik detaylarıyla açıklamaktadır.
• KDVK Madde 30/d uyarınca, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre indirimi kabul edilmeyen giderlere ilişkin KDV indirim konusu yapılamaz.
• Amortismana tabi bir kıymetin maliyetinin tamamının doğrudan gider yazılması durumunda, amortisman dışındaki kısım KKEG sayılsa dahi, harcama işletme faaliyetiyle ilgiliyse KDV indirimi korunabilir.
• İşletmenin faaliyet konusuyla illiyet bağı bulunmayan bir demirbaşın aktifleştirilmesi durumunda, harcamanın mahiyeti gereği KKEG olması sebebiyle KDV indirimi yapılamaz.
• KDV indiriminde belirleyici olan unsur muhasebe kayıtlarının hangi hesapta izlendiği değil, harcamanın vergisel niteliğidir.
• VUK ve TFRS arasındaki farka göre, VUK'ta amortisman ayırmamak bir hak kullanımı meselesiyken, TFRS'de varlığın faydalı ömrü boyunca amortismana tabi tutulması bir zorunluluktur.
Mali müşavirler, KDV indirim hakkını değerlendirirken sadece muhasebe kaydına değil, harcamanın ticari kazancın elde edilmesiyle olan gerçek bağına ve vergisel mahiyetine odaklanmalıdır.
Mevzuat
Türkiyede Üretilen ve İhraç Edildiği Ülkeden Başka Bir Ülkeye Gönderilen Eşyanın Gümrük Mevzuatı ve DİİB Kapsamı Açısından Ne Kadar Süre İçerisinde Türkiyeye İade Edilebilir?
İhraç edilen eşyaların farklı bir ülkeye gönderildikten sonra Türkiye'ye geri getirilmesi durumunda uygulanacak gümrük ve Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) süreçleri netleşti. Bu düzenleme, ihracatçı firmaların vergi muafiyetlerini korumaları ve taahhüt kapatma işlemlerini doğru yapmaları açısından kritik önem taşıyor.
• 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 168. maddesine göre, ihraç edilen eşya 3 yıl içinde Türkiye'ye getirilirse ithalat vergilerinden muaf tutulabilir.
• DİİB kapsamında ihraç edilen ürünün belge süresi içinde geri gelmesi halinde, teminat alınması şartıyla ithalat ve yeniden ihracata izin verilir.
• Belge süresi veya taahhüt kapatma işlemi bittikten sonra geri gelen ürünler için yeni bir belge kapsamında ayniyet tespiti yapılarak ithalat mümkündür.
• İhracat taahhüdü kapatılmış ürünlerin yeniden ithalatında, yararlanılan hak ve menfaatlerin iadesi ve gerekli vergilerin geri alınması şartı aranır.
• Geri gelen eşyaya ilişkin gümrük beyannamesi, taahhüt kapatma hesabında müeyyide yoksa dikkate alınmadan işlem yapılabilir.
İhracatçı firmalar, geri gelen ürünlerin ithalatında vergi muafiyetini kaybetmemek için 3 yıllık süreyi takip etmeli ve DİİB süreçlerinde teminat/ayniyet tespit işlemlerini eksiksiz tamamlamalıdır.
Vergi
Özel Nakit Fonlarda Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılır mı? 2026 Vergi Uygulaması
İşletmelerin portföylerinde bulunan özel nakit fonlarının değer kaybı veya likidite sorunu yaşaması, doğrudan şüpheli alacak karşılığı ayrılmasına imkan tanımamaktadır. Haber, menkul kıymet değerlemesi ile şüpheli alacak hükümlerinin hukuki ayrımını ve 2026 yılındaki uygulama sınırlarını ele almaktadır.
• Fon paylarının değer kaybı, VUK 323 kapsamında doğrudan şüpheli alacak karşılığı ayrılmasını sağlamaz.
• Şüpheli alacak ayrılabilmesi için varlığın menkul kıymet niteliğinden çıkıp hukuken doğmuş bir alacağa dönüşmesi gerekir.
• 2026 yılı için protesto veya yazılı istemle takip edilen küçük alacaklarda karşılık ayırma sınırı 25.000 TL olarak belirlenmiştir.
• Menkul kıymet değerlemesinde borsa rayici kullanılacaksa, bu değer VUK 263 uyarınca son işlem günündeki ortalama değer olmalıdır.
• Muhasebede gider yazılan her karşılık vergi matrahından düşülemez; şartları sağlamayanlar KKEG olarak dikkate alınmalıdır.
• Değerleme farkları ile tahsil edilemeyen alacaklar için ayrılan risk karşılıkları farklı hukuki ve vergisel rejimlere tabidir.
Mali müşavirler, fonlardaki değer düşüşlerini şüpheli alacak olarak değil, menkul kıymet değerleme esaslarına göre kaydetmeli ve vergi matrahı hesaplanırken KKEG ayrımına dikkat etmelidir.
Mevzuat
Marka Tescil Ücretleri Gider mi, Sabit Kıymet mi? Muhasebe ve Amortisman
İşletmelerin marka tescili için yaptığı harcamaların doğrudan gider mi yazılacağı yoksa sabit kıymet olarak mı izleneceği konusu, Vergi Usul Kanunu'ndaki maliyet bedeli ve amortisman hükümleri çerçevesinde netleşmektedir. Bu harcamaların ekonomik niteliği, vergi matrahının doğru hesaplanması açısından kritik önem taşımaktadır.
• Marka tescil harcamaları, VUK 262. madde uyarınca iktisapla doğrudan ilgili resim, harç, danışmanlık ve vekillik giderleri ile birlikte maliyet bedeline eklenmelidir.
• Tescil süreci tamamlanmış marka hakları, Tekdüzen Hesap Planı'nda 260 Haklar hesabında izlenmelidir.
• Marka hakları, VUK 333 Sıra No.lu Tebliğ kapsamında gayrimaddi iktisadi kıymet olarak değerlendirilmelidir.
• Genel kabul gören faydalı ömür 15 yıl, yıllık amortisman oranı ise yüzde 6,66 olarak uygulanmalıdır.
• Harcamaların amortisman yoluyla giderleştirilebilmesi için markanın edinilmesi, kayıtlara alınması ve kullanıma hazır hale gelmesi şarttır.
Mali müşavirler ve işletmeler, marka tescil faturalarını doğrudan gider yazmak yerine, tescil tamamlandığında maliyet bedeli olarak aktife almalı ve 15 yıllık faydalı ömür üzerinden amortisman ayırmalıdır.
Mevzuat
Limited Şirket Tasfiyesinde Vergi ve Beyanname Yükümlülükleri 2026
Limited şirketlerin tasfiye süreçlerinde vergi mükellefiyetinin ne zaman sona ereceği ve beyanname dönemlerinin nasıl ayrıştırılacağı kritik bir konudur. Tasfiye başlangıcı genel kurul kararıyla değil, kararın ticaret siciline tescili ile resmiyet kazanır ve bu durum vergi dönemlerini doğrudan etkiler.
• Tasfiye başlangıç tarihi, genel kurul kararının ticaret siciline tescil edildiği tarihtir; karar tarihi veya gazete tarihi esas alınamaz.
• Tasfiye öncesi kıst dönem kazançları ile tasfiye dönemi kazançları tek bir yıllık dönemde birleştirilmez, ayrı ayrı beyan edilir.
• Tasfiye başlangıcından yıl sonuna kadar olan süre, sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin bittiği yılın başından sonuna kadar olan süre ayrı tasfiye dönemleridir.
• Tasfiye öncesi kıst dönemin kurumlar vergisi beyannamesi, kapanış ayını izleyen dördüncü ayda verilir.
• Son tasfiye dönemi beyannamesi, tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde verilmelidir.
• 7566 sayılı Kanun uyarınca 1 Ocak 2025'ten itibaren dördüncü geçici vergi dönemi beyannamesi verme yükümlülüğü yeniden başlamıştır.
Mali müşavirler, tasfiye sürecinde tescil tarihini baz alarak tasfiye öncesi ve tasfiye dönemi kazançlarını ayrıştırmalı, beyanname sürelerini tescil ve tasfiye bitiş tarihine göre titizlikle takip etmelidir.
Vergi
SMMM Sözleşmelerinde Damga Vergisi 2026: Sürekli Mükellefiyet Zorunlu mu?
Serbest meslek erbabı olan SMMM'lerin müşteri sözleşmeleri nedeniyle damga vergisi mükellefiyeti açtırma zorunluluğu ve beyan usulleri hakkında önemli bir ayrım yapılmıştır. GİB verilerine göre sürekli mükellefiyet ile verginin doğması birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.
• SMMM'lerin müşteri sözleşmeleri nedeniyle sürekli damga vergisi mükellefiyeti açtırması zorunlu değildir, bu işlem ihtiyari olarak yapılabilir.
• Sözleşmenin imzalanmasıyla verginin doğması, mükellefiyet kaydının açılmasından bağımsız bir yükümlülüktür.
• Dijital Vergi Dairesi üzerinden yapılacak beyanlarda 0040 vergi kodu kullanılmalıdır.
• Elektronik imza ile hazırlanan dijital sözleşmeler de damga vergisine tabidir; belgenin elektronik olması vergiden muafiyet sağlamaz.
• İşlem bulunmayan dönemlerde beyanname verilmesi veya vergi dairesine yazı gönderilmesi zorunluluğu 46 Seri No.lu Tebliğ ile kaldırılmıştır.
• Damga vergisinin sorumlusu, Damga Vergisi Kanunu uyarınca kağıdı imzalayan taraflardır.
SMMM'ler, sürekli mükellefiyet açıp açmama kararını defter ve beyan sorumluluklarını gözeterek vermeli; ancak sözleşme imzalandığında vergi yükümlülüğünün doğacağını unutmamalıdır.
Vergi
Yansıtma Faturalarında KDV ve Muhasebe Kaydı Nasıl Olmalı?
Yansıtma faturalarının düzenlenmesi, sadece kâr eklenmemesi veya faturaya 'yansıtma' yazılmasıyla sınırlı bir işlem değildir. Giderin gerçek muhatabı, işlemin ekonomik özü ve KDV Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca doğru sınıflandırılması kritik önem taşımaktadır.
• Gerçek masraf aktarımı ile işletmenin kendi hizmet maliyetini oluşturması arasındaki ayrım KDV Kanunu 24/b maddesi kapsamında yapılmalıdır.
• Yansıtılan giderin KDV oranı, asıl mal veya hizmetin tabi olduğu güncel oranlar (yüzde 1, yüzde 10 veya yüzde 20) üzerinden belirlenmelidir.
• Üçüncü kişiye ait gerçek masraf aktarımlarında 136 Diğer Çeşitli Alacaklar veya 336 Diğer Çeşitli Borçlar hesapları kullanılabilir.
• İşletmenin kendi faaliyetine ilişkin tadilat gibi giderlerin sırf yansıtılacağı için bilanço hesaplarında izlenmesi hatalıdır; bunlar gelir veya gider hesaplarında takip edilmelidir.
• İlk belgede KDV bulunmaması, yansıtma faturasının her durumda KDV'siz düzenleneceği anlamına gelmez; hizmetin maliyet unsuru olup olmadığına bakılmalıdır.
Mali müşavirler ve işletmeler, yansıtma faturalarında faturanın isminden ziyade işlemin ekonomik özüne odaklanmalı ve KDV oranını asıl işlemin niteliğine göre belirlemelidir.
Mevzuat
408 Menkul Kıymetler İhraç Farkı (-) Muhasebe Kayıt Örnekleri
Bu makale, menkul kıymetlerin (tahvil vb.) nominal değeri ile ihraç bedeli arasındaki farkın muhasebeleştirilmesi sürecini teknik detaylarıyla ele almaktadır. Özellikle 408 Menkul Kıymetler İhraç Farkı (-) hesabının kullanımı, itfa süreçleri ve dönemlere yayılımı üzerine uygulama örnekleri sunmaktadır.
• 408 Menkul Kıymetler İhraç Farkı hesabı, pasifte düzenleyici (-) bir hesaptır ve olağan bakiyesi borçtur.
• Tahvilin nominal değeri ile satış fiyatı arasındaki farkın gelecek yıllara ait kısmı 408 hesapta izlenir.
• Gelecek dönemde itfa edilecek olan iskonto payı, bilanço tarihinde 308 Menkul Kıymetler İhraç Farkı hesabına aktarılır.
• Örnek modelde 1.000.000 TL nominal değerli tahvil, 940.000 TL ihraç bedeli ile satılmış ve 60.000 TL iskonto oluşmuştur.
• İskonto paylarının itfası 66 Finansman Giderleri grubu ile ilişkilendirilerek giderleştirilir.
• İhraç giderleri (banka komisyonu, danışmanlık vb.), ihraç iskontosu ile birleştirilmemeli, ayrı kaydedilmelidir.
İşletmeler, menkul kıymet ihraçlarında iskonto farklarını doğrudan gider yazmak yerine, vadeye uygun şekilde 308 ve 408 hesapları kullanarak dönemlere yaymalı ve finansman gideri olarak yönetmelidir.
Mevzuat
279 Verilen Avanslar Hesabı Muhasebe Kaydı
Bu içerik, işletmelerin ticari faaliyetleri kapsamında verdikleri avansların muhasebeleştirilmesi sürecini ve 279 Verilen Avanslar hesabının kullanım esaslarını ele almaktadır. Doğru hesap kullanımı, dönem sonu envanter işlemlerinde ve mali tabloların doğruluğunda kritik rol oynar.
• 279 Verilen Avanslar hesabı, duran varlık alımı için verilen avansların takibinde kullanılır.
• Kısa vadeli avanslar için 159 Verilen Sipariş Avansları hesabı tercih edilmelidir.
• Duran varlık alımı için verilen avanslar, bilançonun aktifinde uzun vadeli olarak sınıflandırılır.
• Avans ödemesi yapıldığında ilgili hesaba borç, kasa veya banka hesabına ise alacak kaydı yapılır.
• Mal veya hizmet teslim alındığında, avans tutarı ilgili varlık veya gider hesabına aktarılarak 279 hesabı kapatılır.
İşletmeler, avans ödemelerinin niteliğine göre (stok mu yoksa duran varlık mı) doğru hesap kodunu seçmeli ve dönem sonlarında bu hesapları mutlaka karşılık gelen varlıklarla eşleştirmelidir.
KDV
Türkiye Kızılay Derneğine Yapılan Teslim ve Hizmetler ile Türkiye Kızılay Derneğinin Teslim ve Hizmetlerinde İstisna
3065 sayılı KDV Kanunu'nun 13. maddesinde yapılan düzenleme ile Türkiye Kızılay Derneği'nin faaliyetlerine yönelik özel bir istisna mekanizması oluşturulmuştur. Bu düzenleme, Kızılay'a yapılan belirli teslim ve hizmetlerde KDV uygulanmamasını öngörmektedir.
• İstisna kapsamı 15/04/2015 tarihinden itibaren geçerlidir.
• İstisna uygulaması 6639 sayılı Kanun ile KDV Kanunu'nun 13. maddesine (h) bendi olarak eklenmiştir.
• KDV istisnası sadece kanun maddesinde açıkça sayılan işlemlerle sınırlıdır.
• Kanun maddesinde belirtilmeyen diğer tüm teslim ve hizmetlerde genel KDV hükümleri uygulanmaya devam eder.
Kızılay ile ticari işlem yapacak mükelleflerin, işlemin KDV Kanunu 13/h maddesi kapsamında olup olmadığını kontrol etmeleri ve kapsam dışı işlemlerde KDV hesaplaması yapmaları gerekmektedir.
Mevzuat
278 Birikmiş Tükenme Payları (-) Hesabı Muhasebe Kaydı
Bu içerik, işletmelerin duran varlıklarının değer düşüklüğünü takip etmek amacıyla kullanılan 278 Birikmiş Tükenme Payları (-) hesabının muhasebe standartlarına uygun kullanımını ve kayıt süreçlerini ele almaktadır.
• 278 Birikmiş Tükenme Payları (-) hesabı, aktif düzenleyici bir hesap olarak bilançoda ilgili varlığın değerini azaltıcı etki yapar.
• Varlıkların değer düşüklüğü veya tükenme payları hesaplanırken ilgili gider hesapları ile eşleştirilerek kayıt yapılır.
• Muhasebe standartları gereği, bu hesabın kullanımı varlığın net defter değerinin doğru gösterilmesi açısından kritiktir.
• Hesabın kapatılması veya varlığın elden çıkarılması durumunda, birikmiş payların ilgili varlık hesabı ile mahsup edilmesi gerekir.
Mali müşavirler ve muhasebe departmanları, varlık değer düşüklüklerini takip ederken 278 nolu hesabın aktif düzenleyici karakterini korumalı ve dönem sonu envanter işlemlerinde doğru mahsup kayıtlarını yapmalıdır.
Mevzuat
407 Çıkarılmış Diğer Menkul Kıymetler Hesabı Muhasebe Kayıt Örnekleri
Bu rehber, Tek Düzen Hesap Planı'nda yer alan 407 Çıkarılmış Diğer Menkul Kıymetler hesabının muhasebeleştirilme süreçlerini ve uygulama esaslarını açıklamaktadır. Özellikle uzun vadeli borç araçlarının ihraç, faiz tahakkuku ve vade aktarımları gibi kritik aşamaların yevmiye kayıtları üzerinden teknik detayları sunulmaktadır.
• 407 hesabı, vadesi bir yıldan uzun olan ve özkaynak niteliği taşımayan çıkarılmış menkul kıymetlerin izlendiği uzun vadeli yabancı kaynaklar hesabıdır.
• Katılma intifa senetleri ve özkaynak niteliğindeki diğer menkul kıymetler bu hesabın kapsamı dışındadır.
• Bilanço tarihinden itibaren bir yıl içinde ödenecek olan anapara ve taksitler, 306 Çıkarılmış Diğer Menkul Kıymetler hesabına aktarılarak borç kaydedilir.
• İskontolu ihraçlarda banka tahsilatı ile nominal tutar arasındaki fark, örneğin 1 milyon liralık bir ihraçta 40 bin liralık fark oluşması durumunda 308 ve 408 hesaplarda izlenir.
• Dövizli borçlarda yabancı para miktarı ile Türk Lirası karşılığı ayrı ayrı takip edilmelidir.
• Faiz tahakkuku ve ödemesi farklı aşamalardır; örneğin 72 bin liralık bir faiz borcu henüz ödenmemişse 381 hesapta borç olarak izlenmeye devam eder.
İşletmeler, ihraç ettikleri borç araçlarının hukuki niteliğine göre doğru hesabı seçmeli ve anapara ile faiz unsurlarını birbirinden ayırarak kayıt altına almalıdır.
Mevzuat
271 Arama Giderleri Hesabı Muhasebe Kaydı
Bu içerik, Tekdüzen Hesap Planı'nda yer alan 271 Arama Giderleri hesabının muhasebeleştirilmesi ve kullanım esaslarını konu almaktadır. Şirketlerin yeni bir ürün veya teknoloji geliştirme süreçlerindeki Ar-Ge faaliyetlerinin maliyetlendirilmesi açısından kritik bir teknik bilgilendirmedir.
• 271 Arama Giderleri hesabı, araştırma safhasındaki faaliyetlerin maliyetlerini izlemek için kullanılır.
• Ar-Ge faaliyetleri sonucunda elde edilen sonuçlar henüz geliştirme aşamasına geçmemişse bu hesapta takip edilir.
• Geliştirme aşamasına geçildiğinde, ilgili maliyetlerin 263 Araştırma ve Geliştirme Giderleri hesabına aktarılması gerekir.
• Hesabın kullanımı, faaliyetin 'araştırma' mı yoksa 'geliştirme' mi olduğu ayrımına dayanmaktadır.
İşletmeler, Ar-Ge projelerinde harcanan tutarların araştırma ve geliştirme ayrımını doğru yaparak 271 ve 263 hesaplar arasındaki geçişi titizlikle yönetmelidir.
Vergi
Katma Değer Vergisinde 'Dönem'
Bu makale, Katma Değer Vergisi Kanunu çerçevesinde vergiyi doğuran olayın ne zaman gerçekleştiği ve vergilendirme dönemlerinin nasıl belirlendiği üzerine teknik bir analiz sunmaktadır. Özellikle matrah artırımı kanunları döneminde yaşanan dönem kaymaları ve fatura düzenleme süreçlerinin vergi hukuku açısından önemine değinilmektedir.
• 3065 sayılı KDVK Madde 10 uyarınca vergiyi doğuran olay, teslim veya hizmet ifası ile gerçekleşir.
• KDVK Madde 39'a göre vergilendirme dönemi takvim yılının üçer aylık dönemleridir ancak uygulamada aylık olarak yürütülür.
• Mal teslimi veya hizmet ifası gerçekleşmeden önce fatura düzenlenmesi durumunda, faturanın düzenlendiği tarih itibarıyla vergi doğmuş sayılır.
• 7440 sayılı Kanun kapsamında KDV yönünden matrah artırımı değil, sadece vergi artırımı öngörülmüştür.
• Vergi artırımı hesaplanırken 'Ödenmesi Gereken KDV' değil, aylık toplam 'Hesaplanan KDV' tutarları baz alınır.
• 7440 sayılı Kanun uyarınca, artırım yapılan dönemlere ilişkin sonraki dönemlere devreden KDV yönünden inceleme ve tarhiyat yapılamaz.
Mükellefler, mal teslimi yapmadan fatura düzenlediklerinde verginin o tarihte doğduğunu bilmeli ve olası bir iptal durumunda her iki tarafın da düzeltme beyannamesi vermesi gerektiğini unutmamalıdır.
Bu gündem her sabah 07:00'de hazır.
Montan News iPhone uygulaması: önem sırasına dizilmiş özetler, sesli anlatım, kaynağa tek dokunuş. Ücretsiz ve reklamsız.
App Store'dan indir
Bu sayfadaki özetler bilgilendirme amaçlıdır ve kaynağından teyit edilmelidir; resmî vergi veya mevzuat danışmanlığı yerine geçmez. Her özetin altında kaynağın asıl sayfası bağlantılıdır.
Bugünün gündemi → · Arşiv